İrfan Burulday: Siyaseti Yeniden Düşünmek - Nerina Azad Tarafsız ve güvenilir Kurd ve Kurdistan haberleri - Peşmerge, Barzani
İrfan Burulday Son Makaleler

Siyaseti Yeniden Düşünmek

Siyasal açıdan Kürtlerin bir kriz içinde bulunduğu hususunda ortak bir aklın oluştuğu şaşırtıcı değildir. “Alman şair Novalis, “bütün dönüşler yuvayadır” derken haklıdır ama yuva neresidir?” Ve gerçekten yuvaya dönmek artık mümkün müdür? “Eve dönüş”, siyaset “yapmanın en radikal tarzıdır.” “Şeylerin kendine dönüşü” yani, siyasetin kendi evini/yuvasını merkeze alarak yeniden şekillenmesi ve toplumla bir kez daha ve yeniden yüzleşmesi düşünülebilir. Ev insanın yuvasıdır ve insanlar buradan başlayarak görünür olmaya başlarlar. Siyasetin kendini gösterme tarzı ve dayanağı da buradan itibaren oluşur. Kuşkusuz siyasi alan dediğimiz şey, politik eylemlerimizin, kararlarımızın, düşünsel çatışmalarımızın, kültürümüzün, toplumsal/ulusal sorunlarımızın, haklılığımız/haksızlığımızın sahnelendiği yerdir. Bir diğer deyişle “ insani şeylerin düzenidir” ev ve de yuva. Bu sahnede kırılmalar meydana geldiği gibi yapıcı gelişmelerde olmuştur. O halde biz, kırılma yaratan ve politik/siyasal sahneyi alabora eden bir noktadan başlayalım.
Siyaseti Yeniden Düşünmek
Makaleyi Paylaş

Totaliter şiddettin geride bıraktığı yıkıntı, göç ve yok etme tarzının radikalliği, Kürtler için yasal/haklılık ve ulusal bir siyasetin imkânlarını yeniden düşünmeyi zorunlu kılmıştır. Daha doğrusu şiddetten muaf yeni bir merkezi alanın doğuşuna kaynaklık eden ve Kürtlerin özgür irade ve kendi rızalarıyla demokratik sivil siyasal bir mücadeleyi oluşturabilecekleri momenti nasıl inşa edecekleridir. Klasik ve mevcut siyaset tarzının çözüm olamayacağını en başından belirtelim. Kürtlerin ortak eylemlerinin sonucu olarak kurgulanan siyasetin alternatif bir potansiyel güç imkânı elde edeceği gerçeği gözardı edilemez.

Peki bu imkânın koşulları nelerdir?  

Kuşkusuz bunun cevabı Kürtlerin nasıl yapmaları gerektiği sorusunda değil, bilfiil nasıl yaptıklarının sonuçlarına bakmak gerekir kanaatindeyim. Siyaseti “ayırt edici”, “akılsal”, farklı kılan ve “topluma içkin” politik bir alan kaçınılmazdır. Böylesi bir durumda Kürtlerin kurucu rolü değişir ve son derece etkin bir konuma yükselmiş olurlar.  Olası siyasal çatışmanın da rasyonel bir zeminde yapılmasına ilişkin politik ( Kürtlere bağlı ) bir alan yaratılmış olur. “Politik olan” ile “politika”nın birbirinden ayrı olduğu söylenir, zira “politika isim”, “politik olan ise sıfat” şeklinde tasnif edilir ve her politika kendi toplumsal halini içerir. Aynı zamanda “şiddet” ile “siyasal çatışma”nın birbirinden farklı anlamlar ve yüklemler taşıdığını şimdiden belirtelim.  Nereden bakılırsa bakılsın,  pratik siyaset ve “siyasi olan” üç önemli unsuru zorunlu şekilde konu edinir: Emprik (deneyimleme), teorik (siyasetin temel ilkeleri) ve faydacılık (ortak ve kamu yararı). Anlaşılacağı gibi politik/siyasi hayat bilinçli bir biçimde en iyi olanın arayışıdır.  

Bireyler gibi toplumlar/uluslar da siyasal geleceğini/politik kaderini belirleme kudretine/hakkına sahiptir. Her ulus-toplum kendi eyleminin sonuçları doğrultusunca hak sahibidir. Yapmaya çalıştığımız şey de tam da budur; Kürd siyasal muhayyilesini içinde bulunduğu kriz halinden çıkarmanın yollarını ortaya koymak ve şiddet, çatışma, parçalanmışlık içerisinde günden güne eriyen bir toplumun ulusal mücadelesine katkı sunmaktır.

Eğer Kürd siyasal düşüncesi üzerinde bir inceleme yapılmak istenirse siyasetin gerçek anlamını bulmak gerekir. Örneğin, “bir kişinin bir başkasıyla ilişkisi dolayımıyla bireyselliğini kazanması”, ya da siyasal bir düşüncenin diğer siyasal düşüncelerle ilişkisi çerçevesinde tanınması ve politik bir kimlik kazanması ya da Kürt siyasal düşüncesinin de diğer siyasal düşünceler karşısındaki konumu, tutumu kısacası dünü ile bugünü bilinmelidir. Ancak böylesi bir ilişkilenme siyasal ayrımı zorunlu kılar ve kendisini diğerinden ayrıştırma yoluna gider. Edward Said’e göre bir toplumun değişim ve gelişim sürecinde katalizör görev entelektüel ya da aydın sıfatına sahip bireylerin sorumluluğundadır.  Stratejik öngörüye sahip elitler, siyasal düşünce teorileri başta olmak üzere, tartışma kültürünün en önemli yapısal aktörleridir.  

Öznellik mi, Bağımlılık mı?

Mekanikçi düşünce teorisine dayalı siyasal bir arayış zorunlu olarak Kürtleri mevcut egemen siyasetin dişlilerine bağımlı hale getirir ve her defasında ona itaate zorlayan bir hâl yaratılmış olur. Haliyle dinamik/eylemi kendinde ve kendi özgüllüğü içerisinde siyasal bir dinamizm yaratma imkânı yitirilmiş olur. Olası siyasal bir düşüncenin özneye (Türklük) bağımlı nesne eksenli olması yine aynı döngüyü yaratır ve Kürdlerin siyasal düşüncede özne/töz olabilme koşulları da ortadan kalkar.

Konunun daha açıklık kazanması için egemen kültür ve politik aklın etkilerinin daha yoğun hissedildiği iki alan olan”teolojik-politik”/”maddi-ekonomik” olmak üzere iki farklı yönden analiz edilmesi gerekir. Bir siyasal kimliğin daha da ötesinde kavranılan “Türklük”ün, hiyerarşik ve kurucu bir  çerçevede tasarlandığı, siyasal ve sosyal kimliğin dışına taşarak “bütünsel yapı içinde en küçük ve aşağı parçasından en yükseğine” siyasal, sosyal, hukuki ve kültürel olanı yapılandırdığı ve yine bunun da ötesinde kendi kararlarını almaya “haiz” “rasyonel”, “kendisi dışında hiçbir otorite tanımayan, herhangi bir toplumsal-politik ilişki ağından bağımsız özerk” ve kendinde özgür/otonom/homojen bir anlayışın merkezinde konumlandırıldığını görmek gerekir. Descartes’in her türlü kuşkudan azade olarak merkeze aldığı “özne” fikriyle bir benzerlik taşıdığını vurgulamanın yerinde olduğunu belirtmeliyim.  Yukarıda söylediğimiz gibi “Türklük” siyasal ve kültürel bir kimlik olmanın çok daha dışında öylesine kurucu bir kapasite ile donatılmıştır ki, tüm “ölümlü” kimlikler varlığını ona borçludur. Burada vurgulanması gereken bir diğer husus, “Türklük” kendi dışında bir başka kimliği “varlık” kabul etmediği gibi, yaşamasına da imkan tanımaz.

 

Kürt kimlikli siyasetin imkânları

Siyasalı ulusal kimliğe tebdil/dönüştürücü bir mekanizmaya/akla ihtiyaç var. Yani bütün mesele Kürdlerin geleceğini kurgulayan, kurumsal, kendine özgü ve yerelde otonom siyasetin meşruiyetini/haklılığını toplumsallığa taşıyan ussal bir adıma ihtiyaç sözkonusu. Bir başka açıdan belirtmek gerekirse siyasalı oluşturan şiddet/baskılama ya da çatışma değil, tam olarak otonomluğa özgü bir ilişki durumudur. Kürd okumuşlara düşen asıl sorumluluk da buradan başlar ve bu sorumluluk topluma “aklını kullanma cesareti”ni gösterebilmektir.

Siyaset özünde toplumsal dizgelerden oluşur ve bir siyasal teori farklılıklardan oluşan çoklu yaşam felsefesiyle ayrışır. O halde bu farklılıkları belirleyen temel unsur, fikir/düşüncenin karşıt çıkarlar arasında baskıya ve cebre başvurulmaksızın uzlaşma/ayrışma yaratabilmesidir. Bu minvalde bir siyaset tarzı henüz hiçbir siyasal hak elde edememiş Kürdler için önemli fırsatlar doğurmakla kalmaz, aynı zamanda demokratik bir mücadelenin ulusal referanslarla nasıl yapılacağına ait bir yol haritası belirler.

Çoğulcu ve rasyonel siyasetin politik literatürde ilerici demokratik bir proje olduğuna ilişkin bir karşılığı var. Karşıtlıklardan ve çatışmalardan arındırılmış demokratik bir düşüncenin/mantığın hakîm olduğu meşru siyasal bir alana özellikle de Kürt politika yapıcıların/liberallerin ihtiyacı var. Bireysel ve toplumsal hak ve özgürlüklerin anayasal olarak güvence altına alınması kuşkusuz şiddetten arındırılmış ve meşruiyetini toplumsal rızaya ve rasyonaliteye dayandıran bir siyasal/ulusal mücadeleyi zorunlu kılar. Şiddet ve çatışmacı partizan teorilerin işlevsizleştiği, hak ve özgürlüklerin/hak mücadelesinin ötesinde hegemonyacı ideolojilere dönüştüğü çok açık.

Günümüzde ulusal hak ve özgürlük eksenli siyasal mücadelenin sona erdiği, ulusal kimliklerin ortadan kalktığına ilişkin pek çok fikir öne sürülse de bunun realitede karşılığının olmadığını görüyoruz.

Kürt kimliği siyasal ve ulusal olmak gibi özelliklere sahip bir dizi nitelikler taşır, ancak ortaya çıkan çelişkiler/muğlaklıklar bu gerçeği örtbas etmiş ve yeni sorunlar yaratmıştır. Bunun en başat olanı ulusal kimlikler ile siyasal kimlikleri birbirinden ayrıştırmaya yönelik etkinlikler olmuştur.

Günümüz dünyasında ideolojik, dini ve sosyal kimliklerin ulusal kimlikler ile yer değiştirmesi ayrı bir tartışma konusu, ancak ulus/toplum merkezli politikalar “araz” olmak yerine “cevher” olmaya dayalı bir pozisyon oluşturur ve “Kürdleri siyasal  “özne” yani kendileri dışında bir “şey”e ihtiyaç duymaz bir konuma getirir, aksi halde mevcut hakîm siyasetin yüklemi olmaktan alıkoymaz. Siyasal kimliklerin bir çeşit biz/onlar ilişkisi çerçevesinde şekillenir olduğu da dikkate alınmalı, bir başka deyişle demokrasi ideali iki esasa dayanır; bireycilik yani tekil “kimlikler ve özgürlük, ikincisi “onlar”a karşı biz “algısı.”

Tüm bu söylenenler dikkate alındığında, son tahlilde siyasetin toplumdan bağımsız nesnel bir şey olmadığı ve Kürtlerin kendi yaşantılarını ve siyasal bilincini belirleyen şeyin son derce somut değerler/düşünceler üzerine inşa edileceği , varolmak için bundan vazgeçmemeleri gerektiğini belirtmek lazım.

  

         

Bu makale toplam: 2395 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:05:44:26

Son Makaleler

Topluma İçkin Bir Siyaset Siyasetin 'Yeni Öznesi' Olarak 'Çokluk' Kürd Siyaseti”nin Sığlığı Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürd Siyasal Aklı Siyasal ve İdari Özerklik Bağlamında Çözüm Tartışmaları İç Yapısal Sorunlar, “Tarihin Tekerrürü” ve İstenmeyen Sonuçlar Devlet ve Ulus-Toplum Olarak Kürdler Politik Kriz ve Özyönetim Praksisi Yeni Ortadoğu’da Varolmak Statü Arayışında Siyasal Modeller ve Tıkanıklığın Derinleşmesi (I) Kürd Siyaseti Üzerine: İdealistler ve Realistler - 1 Bağımsızlık Teorisine Dönüş Ulusal Mücadele Kavşağında Yeni Lozan ve Geleceğimiz İçimizdeki Osmanlı ve İçselleştirdiğimiz “Türkiyelileşme” Türkiyelileşme ve Kürdistan’da Ulusal Siyasetin Tasfiyesi Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –III Kürdistan’da Politik Birlik ve Çoğulcu İradenin Teşekkülü Siyaset Dışı Pirimitif Unsurlar ve Kürd Siyasetinin Geleceği Kısa-Orta-Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği –II Kürdistan’da Siyasetin Türbülansı Ulusal Mücadelede Kavramlar, Hukuk ve Çelişkiler “Çözüm Süreci” ve Kürdistan Realitesinin Depolitizasyonu IŞİD İle Savaş Kürdleri Bağımsızlığa Taşıyacak mı? Kısa- Orta - Uzun Vadede AZADİ Hareketi ve Kürdistan’ın Geleceği -1 Vesayetçi Zihniyetin Kürd Siyasetine Etkileri Azadi: İnsiyatiften Harekete AZADİ Siyasallaşmaya Hazırlanıyor! Statükocu Seküler Siyasetin Açmazı ve AZADİ Hareketi Varlık Nedenimiz, Yeni Kuşaklar ve Siyasi Amacımız Gelmekte Olan Ulusal Birlik ve Kürd Siyasal Aklın Çıkmazları Çarmıhtan Bağımsızlığa Kürdler Savrulma mı, Demokratikleşme mi? Kürd Aydını Üzerine Türk Politik Kültürde Kürdler Teb’a mıdır, Ulus-Toplum mudur? Bir Siyasal Prototip Olarak “Türkiyelileşme” Türkiye'de Sendikalist Örgütlenmenin Çirkin Yüzü Kavramlar Neyi Temsil Eder? Demogojinin İflası ve Politik Aklın Bunalımı Kürd Siyasetinin Açmazları Mitleşen “Türkiyelileşme” ve Araçsallaşan Kürdistan Türk Demokrasisinde Kökkazıcılık Dindar Kürdlerde Dini, Demokratik ve Kürdistani Söylem (IV) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( III ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir ( II ) Devletsizlik; Toplumsal, Ekonomik ve Politik Bir Kriz Hâlidir (I Jeopolitik Dalgalanma ve Kürt Siyaseti Millileşmek İçin Devleti Savunmak Ulusal Birlik, Ortak Tutum ve Kürt Siyasal Aklı Bölünmüş Benlik ve Tarih Bilinci Arasında Kürdlük