Muazzez (Heja) Baktaş: Kürdistan’ın Lanetleri !.. - Nerina Azad Tarafsız ve güvenilir Kurd ve Kurdistan haberleri - Peşmerge, Barzani
Muazzez (Heja) Baktaş Son Makaleler

Kürdistan’ın Lanetleri !..

Adamlar ta Orta Asya’dan gelip İstanbul’u alıyorlar biz ise tarih boyunca Yunanlıların, Romalıların ve Bizanslıların en zayıf dönemlerinde bile bir “İstanbul seferini” aklımızdan bile geçirmemişiz.
Kürdistan’ın Lanetleri !..
Makaleyi Paylaş

Kürdistan coğrafyasında yaşayanların oldukça az konuda anlaştıkları, genellikle herkesin kendi doğruları, politik görüşleri, inançları, etnik aidiyetleri ve yaşam koşulları nedeniyle çokça fazla olan “farklılıkları” elbette ki bir zenginlik olarak görülmekle beraber bunun en önemli sonucu ise hemen hemen her konuda da “anlaşamamaları” olarak ortaya çıkmaktadır.

Fakat hepsinin “ortaklaştıkları” en önemli noktalardan bir tanesi ise; bu toprakların “kadersizliği”, “talihsizliği”, “bahtsızlığı” ve bunun sonucu olarak da “hakketmediği” bir seviyede olmasıdır.

Taraflı- tarafsız, ezen-ezilen, sömüren- sömürülen her kesimin en önemli ortak noktası bu topraklarda yaşananların ve yaşayanların en hafif deyimle “haksızlığa” uğradıklarının hemen hemen her kesim tarafından ister kısık, isterse de yüksek perdeden dile getirilmesidir.

Bunun elbette ki tarihsel, coğrafi, dini, etnik ve daha birçok nedeni vardır.

Bana kalırsa ise kim nasıl isterse öyle yorumlayabilir bunun en önemli nedeni belki biraz “mistik” ve “kaderci” bir yaklaşım olmakla beraber bu topraklar üzerindeki “lanetlerdir” …

Bu “lanetlerin” bir kısmı dış bir kısmı ise iç dinamikler tarafından oluşmakla beraber sonuç değişmemektedir.

Fazla demogojiye kaçmadan bu lanetleri ve sonuçlarını açmakta fayda var.

Mezopotamya’nın Laneti!..

Öyle şey mi olur?.. Dünyanın ve belki de insanlığın ortaya çıkış yeri, verimli ovaları, dağlık bölgeleri, su kaynakları ve daha birçok özelliğiyle “medeniyetin beşiği” lanetle nasıl anılır ki?..

İşte tam da bu nedenlerden ötürü büyük bir kesimi Kürdistan topraklarında olan “Mezopotamya” aynı zamanda Kürdistan’ın en önemli “laneti” konumundadır.

Verimli ovalar, hayvancılığa ve yaşama son derece uygun yaylalar, bitip tükenmez su kaynakları hakim üç ulusun (Arap, Fars ve Türkler) ile bir çok yakın ulusun (Yunanlılar, Romalılar, Makedonlar, Moğollar vs…) hep bu bölgeyi talan etmelerine, halklarını katletmelerine, kültürlerini yasaklamalarına bir gerekçe olmuştur.

“Mezopotamya’nın laneti” o kadar güçlüdür ki günümüzde “komplo teorilerinin” başlıca kaynağı konumunu sürdürerek günümüzde ve gelecekte de devam edecek gibi görünmektedir.

Bilen bilir “buzullar” eriyecek dünyanın önemli bir kısmı yeniden bir “tufanla” karşı karşıya kalacak, dünyada sadece “Mezopotamya” hayat için gerekli koşullara sahip olacak ve dolayısıyla bütün süper güçler ve dünyanın hakimleri bu bölgeyi egemenlikleri altına almak için birbirleriyle “kapışmaktadırlar” …

Kürdistan’da ara-sıra dile getirilen bir “şehir efsanesi” tamamen bu “komplo teorisinin” yansımasından başka bir şey değildir.

“Yahudiler” Kürdistan’dan çooook büyük topraklar satın almaktadır “şehir efsanesi” kaynağının çıkış noktası bu teoridir.

Vaat Edilmiş Topraklar Laneti!..

Yukarıdaki lanetin bir alt sonucu ise birçok kutsal kitapta Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki toprakların “Vaat Edilmiş Topraklar” olarak özellikle Yahudiler tarafından sürekli olarak gündeme getirilmesidir.

Dünya medyası, finans sektörü ve büyük şirketlerini tekelinde Yahudilerin bu efsaneyi sürekli olarak sıcak tutması yine Kürdistan’a çöken bir lanetin devam etmesi sonucunu doğurmaktadır.

Bu durumda bu topraklarda yaşayanlar ilelebet bu topraklarda “iflah” olmayacaklar ve sürekli olarak başkalarının maşası olarak kullanılacaklardır.

Özellikle Türklerin bazen dile getirdikleri “Barzani ailesinin” Yahudi olduğu iddiaları kaynağını bu teoriye dayandırmaktadır.

Bu lanet nedeniyle Kürdistanlı güçlerin bütün özgürlük mücadeleci bir şekilde “dış güçlerin oyunu”, veya “büyük bir tasarımın” yereldeki “küçük” bir yansıması olarak zihinlere işlenmektedir.

Bu lanetlerin Kürtlere ve diğer Kürdistanlılara nasıl işlendiğini sonlara doğru değerlendireceğim. Fakat sanıldığından daha da bizler üzerinde “etkili” olduklarını göreceksiniz.

İstilacı Olmama Laneti!..

Evet evet doğru okudunuz !..

Kürdistanlıların en büyük lanetlerinden bir tanesi de geçmişe dönüp bakıldığında ne yazık ki bir türlü yapmadığımız ama komşularımızın ve her ulusun yaptığı neredeyse bir “doğa kanunu” haline gelmiş olan “istilacı” bir yaklaşımda hiçbir zaman bulunmamamız bizim üzerimize çöken en büyük lanetlerden birisi olarak ne yazık ki karşımıza çıkmaktadır.

Persler, Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Araplar, Moğollar ve en son Türkler hep “yayılmacı” ve “istilacı” bir politika izlerlerken bizler hep başkalarının topraklarına “saygılı” bir politikanın kurbanı olarak tarihte yerimizi almışız.

Daha geriye gidildiğinde Asurlular, Babilliler, Hititliler benzer bir “istila” ve “yağma-talan” politikası sürdürürlerken biz ilkel dönemlerimizde bile komşuların “toprak bütünlüğüne” gerekli saygıda kusur etmemişiz.

Onun için Kürdistan hep “savunmada” ve hep kendi coğrafyasında başına gelenlere katlanmak zorunda kalmıştır.

Günümüzde bile şu an itibariyle Musul, Halep ve Rakka konusunda tarihten gelen ve “genlerimize” işlenmiş olan başkalarının “toprak bütünlüğüne” saygılı olma durumu yüzünden gücümüz yetmesine rağmen kendimizce zihnimizde çizdiğimiz Kürdistan’ın topraklarının dışına adım atma düşüncesi aklımızın ucuna bile gelmemektedir.

En radikallerimiz sadece aslında bu toprakların Kürdistan toprakları olduğu için bizim “hakkımız” olduğunu ancak dile getirebilmektedir. Onlardan bir tanesi de ne yazık ki benim.

Yani Musul, Halep ve Rakka eğer Kürdistan toprağı değilse alabilirsek bile “almamalıyız” ruhumuza ve bütün siyasetimize işlenmiştir.

Hiçbirimiz yüzyıllardır hep “istilaya” uğradık kıyısından bile olsa başkalarının “topraklarını” Kürdistan’a katalım gibi bir düşünceyi asla düşünmeyiz.

“İstilacı Olmama laneti” yüzünden hep “savunmada” ve hep kendi topraklarımızda her türlü haksızlığa katlanmak zorunda kalmamız yetmiyormuş gibi, bize her türlü zulmü reva görenlerin “topraklarına o kadar saygılıyız ki” aslında o toprakların onlara ait olmadığını bile düşünemez hale getirilmişiz.

Yani Trakya ve Anadolu’nun neresi Türklere aittir ki bu kadar hassas davranıyoruz.

Adamlar ta Orta Asya’dan gelip İstanbul’u alıyorlar biz ise tarih boyunca Yunanlıların, Romalıların ve Bizanslıların en zayıf dönemlerinde bile bir “İstanbul seferini” aklımızdan bile geçirmemişiz.

Kürtlerin “istilacı” bir halk olmamaları en çok Kürtlere “zarar” vermiştir. Ve bu lanet yüzünden hala kendi topraklarımıza “hapsedilmiş” durumdayız.

Birbirimize yönelik olarak ise son derece “istila”, “yağma” ve “talan” konusunda ise üstümüze başka bir halk tanımam.

Evet bir “istilacı” yönümüz var o da birbirimizin topraklarına, yaylalarına yaptığımız “istilalardır”.

Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. Ne yaptıysak birbirimize yaptık…

Bölünme laneti!..

Özellikle son bir asırdır Kürdistan’ın başındaki en büyük lanet tartışmasız “bölünme” lanetidir.

Batılılar ve egemen devletler tarafından yapılan “coğrafi bölünmüşlük” bizlerde “zihinsel bölünmüşlük” duygusunun hayatın her alanında ortaya çıkmaya başlamasına yol açmıştır.

Onlar bizi bölmüş biz ise bunu zihnimizde bile “kabullenmiş” durumdayız.

Onlar Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi der bizler ise “Kuzey Kürdistan” deriz. Kendimizce Kürdistani çizgide düşünenler ise Kürtçe “Bakur” deyip kendimizi avuturuz.

Bakur, Başur, Rojhılat ve Rojava deyimleriyle coğrafi bölünmüşlüğün yanı sıra “zihinsel bölünmüşlüğü” bile kabul etmiş durumdayız.

Günümüzde de devam eden bütün politik anlaşmazlıkların, liderlik çekişmelerinin ve ideolojik çatışmaların nedeni bu “bölünmüşlük” duygusunu “kabul” etmemiz ve buna göre mücadele etmemizdir.

Onun için PKK kimseye kendi egemenlik alanlarında Kuzey ve Rojava diyelim mücadele etme hakkını başka kimseye tanımamaktadır.

Onun için Güneyliler herkes kendi bölgesine baksın diyorlar…

“Bölünmüşlük” laneti yüzünden hiçbirimiz Kürdistan’ı bir bütün olarak değerlendiremiyoruz.

Ara-sıra ortaya atılan “birlik” çabaları ise yine her parçanın kendi egemenlik alanına başkasının “müdahalesini” peşinen kabul etmemek şartıyla yapılan bir oyalamadan başka bir amaca hizmet etmemiştir.

“Din Kardeşliği Laneti”!..

Bu lanet zaten bize yeter de artar bile.

Kürdistan “homojen” bir dini, etnik ve kültürel bir yapıya sahip olmamasına rağmen bütün zenginlikler “din kardeşliği” adı altında “pasifleştirilmiştir”.

İnanılmaz bir “Müslümanlık” tekliği esas alınarak Kürdistan dini bir “tekliğe” “kurban edilmiş” durumdadır.

Egemenlerin “din kardeşliği” tamamen bir “sömürü” aracı olarak her zeminde sıcak tutulmuş ve Kürdistanlıların “pasifleştirilmesini” önemli bir aracı olarak hala da kullanılmaktadır.

Bir kere Acemlerin ve Arapların hiçbir şekilde “din kardeşliği” bulunmamaktadır. Aynı şekilde Acemlerin ve Türklerin de bir din kardeşliği bulunmamaktadır.

Malum 1400 yıllık “Şii-Sünni” çatışması…

Kürdistanlılar ise üç topluma göre inanılmaz bir dini ve etnik zenginliğe sahip olmalarına rağmen tuhaf bir şekilde kendilerine dayatılan “din kardeşliğini” Araplar, Türkler ve Acemler için kabullenmiş durumdadırlar.

Allah aşkına neyin din kardeşliği?..

Hıristiyanlarımız, kadim Süryani Hıristiyanlarımız, Ezidilerimiz, Nasturilerimiz, Alevilerimiz, Kızılbaşlarımız, Hıristiyan Ermenilerimiz Yahudilerimiz ne olacak?

Bu kadar dini zenginliğe rağmen egemenlerle nasıl olur da “din kardeşi” oluyoruz.

Üstelik Sünni olarak da o kadar çok farklı yanlarımız olmasına rağmen…

İşte Kürdistan bu “din kardeşliği laneti” yüzünden yüzyıllardır bir adım ileriye gidememiştir.

Halkların Kardeşliği Laneti!..

Hayda o kadar da olmaz halkların Kardeşliğinin “laneti” mi olur diyorsanız o zaman okumaya devam edin lütfen.

Bu yüzyılın icadı olan “halkların kardeşliği” Kürdistanlıların her zeminde savunmak zorunda oldukları ve bütün politikalarına bunun üzerine inşa etmek zorunda oldukları bir “lanet” olarak hala da etkisini üzerimizde taşımaktayız.

“Halkların Kardeşliği” tıpkı “Din Kardeşliği” gibi Kürdistanlıların “bağımsızlık” mücadelesi vermelerini engelleyen oldukça kafa karıştırıcı ve tamamen egemenlerin işine gelen bir söylemden başka bir şey değildir.

“Bölünmüşlük” duygusunun zihinlerime empoze edilmesi yetmiyormuş gibi “bütünleşme” duygusu ile kendi “bölünmüşlüğümüzü” bir kenara itip egemen halklarla “bütünleşme” gibi daha da zor bir sürecin ve sonu her halükarda bizim için “karanlık” bir tünele adım atmaktan farksız bir politikanın bize bizim tarafımızdan dayatılmasından başka bir anlam ifade etmemektedir.

Bu lanetin yol açtığı en önemli sorunlardan bir tanesi ise; bütün Kürdistani duyguların unutulmasıdır.

Elbette ki halklar kardeş olmalı, dünyada şiddet ve sömürü sona ermeli, herkes bir diğer halka her türlü saygıda kusur etmemelidir amenna.

Ama “Halkların Kardeşliği” sloganı ile Kürdistanlılar kendi politik iradelerini egemenlerin “şoven solcularına” teslim ederek hem Kürdistani çizgiden uzaklaştılar hem de sonu belirsiz bir mücadele ile Kürdistanlıların enerjilerini “heba” ettiler.

Yukarıda en önemlilerini yazmaya çalıştığım “Kürdistan Lanetlerinin” psikolojik, sosyolojik ve kültürel bir çok “olumsuz” yansıması başka bir yazının konusu olacağı için burada bitiriyorum.

Bu makale toplam: 11261 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:02:28:19

Son Makaleler

Kürdistan Silikon Vadisi (Kürdistan Ekonomisine Giriş) Sırdaki Hedef Kutsal Topraklar!.. Barzaniler: Dini liderlikten modern devlet inşasına Good Bye İran Yer Sofrası Diplomasisi Kürdistan Sağ’a Kaymalı Siz hala Türkiyelileştiremediklerimizden misiniz? Kürt İmparatorlukları 4- Mitanniler Kürt İmparatorlukları... Urartular (Dağların Efendileri) 'Ekmek soğan' ( Nan-u Pivaz) ve Kürdistan Kürt imparatorlukları 2 : Asur İmparatorluğu (İmparatorlukları) Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler) Halep ordaysa Piramitler de Batman'dadır! Kürdistan Piramitleri, Mısır uygarlığının Kürdistan kökeni ve Kutsal Kase efsanesi Kerkük’ten Efrin’e Efrin’den İdlib’e.. Kimi kime şikayet edeceksin! Kerkük Feminizm Fırsatçıları Beyrut Irak Seçimlerinin 'Belirleyici' Unsuru Kürtler Olacaktır Aşk Bizi Tüketirken Arı kovanına çomak sokmak … Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe! Yunan Medeniyetinin Kökeni Kürt Medeniyetidir Tarih Kürdistan’dan Başlar!. . Peşmerge Generali Şerefani 'Bağımsızlık Referandumunda Tarafız' Arapların Çöküşü Seyyah, filozof, entelektüel, hümanist Mardin’li peygamber Mani ve Manicilik dini Kürt peygamberi Zerdüşt ve Zerdüşlük Kürdistan’ın gizemleri ve Kutsal emanetler Bağımsızlık için referandum gerekli midir? Kürdün Ateşle İmtihanı (Referandumlarla) Kürdistan’a Sefer Olur Zafer Olmaz !... Soylu, Efsanevi bir Lider ve Oğlu Kürtlerin İmajı Ne Olmalıdır? Kehanetler ve Kürdistan Savaşları Başkomutan Barzani General Şerefani: Ortadoğu barışının anahtarı, Kurdistan’ın özgürleşmesidir Yıldızın Parladığı An ‘Kürdistan Genişlerken’ Sürgün!... Vurun Kürt Uşağı Namus Günüdür!.. Kürdistan için İftar (Bağımsızlık) Vakti Pax Kürdistan'a (Kürdistan Barışı) Ne Şam’ın Şekeri Ne de Arabın Yüzü!.. Kaçın Kürtler Geliyor!.. Özgür Kürdistan’da Bağımsızlık Savaşı Kürdistan Sendromu (2) Kürdistan Sendromu (1) Türkiyelileşmek mi Kürdistanlılaşmak mı? Bütün sorun burada Bağımsızlık Yolunda Başkan Barzani’nin Elini Güçlendirelim Dağ Dağa Kavuşmaz Ama Kürdistanlılar Her Dağda Newroz Ateşi Yakar Merhaba Kürdistan Kampanyası Kürdistan’a borç ödeme zamanı Birimiz Dördümüz, Dördümüz Birimiz Kampanyası Koruyucu Vatan Kürdistan De Facto Kürdistan Kürtlerle Türkler Arasındaki Aşılamaz Farklar (Duvarlar) Bağımsız Kürdistan’ın Yaşama Şansı Var mıdır? Kürdistan Bağımsızlık Bildirgesi İleri Karakol mu? Özgürlüklerin Toprağı mı? Dünyada 'Mülteciler' Kürdistan’da 'Mülksüzteciler' Kürdistan Peşcepheleri (Peşmergeleri) Kürd-Çar-Stan Diplomasi Dehası Başkan Barzani ArmeKürdistan Tarih Tekerrürden İbarettir! Doğu Cephesi'nde Değişen Bir Şey Yok! PeşKurdistan Savunma Gücünden Kürdistan’ı Kurma Gücüne Doğru 'PEŞMERGE' Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 3 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 2 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 1 Mezra Kürdistan (MezoKurdiya) Kürdistan Emin Ellerde Vasiyet…Vasiyet…Vasiyet!.. Hayalden Gerçeğe Dönüşen KURDISTAN Kürt Sorunundan Kürdistan Davasına mı? Kürd Sorunu Sil Baştan Kardeşlik Yapay, Ölümler Gerçek Türkler Neden Çıldırdı? Kurd-1-stan Kürtleri Ölümcül Kardeşlik Masalı Haydi Hep Birlikte Haddimizi Aşalım! Çözüm Süreci Çökmüştür! Bağımsız Kürdistan Kapıdadır Kürdistan'ı hep birlikte inşa etmeliyiz Kardeşlik edebiyatını geçiniz KURD-BİR-STAN mümkün mü? Ortadoğu'nun 'Kürdistan' Doğum Sancısı Hewler, Yüreğimin Başkenti Ben ve Ülkem Bağımsız Kürdistan'a Doğru Birlik Olmanın Neresindeyiz Konuşamayan, Yalnızlığa İtilen Kadınlar Halklar; Habil ve Kabil'den bu yana ''Kardeş'' Olamadılar. Kalbimizdeki Kürdistan dilimize neden bu kadar uzak? Güney'in Yükselen Bağımsızlık Mücadelesi Engellenemez Kürd Kadınının Eşi Görülmemiş Kahramanlığı Durun Siz Kardeşsiniz Varlığımız Yüce Türk Varlığına Armağan Olamadı Kürdlerle Türkler Kardeş Olmak İstiyor mu? Hayır, Kardeş Falan Değiliz! Hani Kardeştik? Taklit Hayatlar UNESCO Kürdleri Koruma Altına Alsın.. Acilen! Kürdistan Devletleşecek! Ne Olacak Bu Halimiz? Kürtlerin Genetik Yapısını Bozuyorlar!... Her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü - Halepçe Kürdistan ve Birlik Sorunu Sahte Feministler Kürd Kadını Efsaneleşirken Dünyanın Koruyucu Tabakası Peşmergeler Peşmerge Onurumuz ve Özgürlüğümüzdür Halkımız Ulusal Kongre İstiyor Kürd Halkı Devletleşme Yolunda Kurnaz Türkler ve Aptal Kürtler Kürdler Devletleşmek Zorunda Neden Uluslaşamıyoruz?