Muazzez (Heja) Baktaş: Sürgün!... - Nerina Azad Tarafsız ve güvenilir Kurd ve Kurdistan haberleri - Peşmerge, Barzani
Muazzez (Heja) Baktaş Son Makaleler

Sürgün!...

Ayrılıkların kokusu, ölümün kokusundan da acı gelir. Ölümle hayat arasındaki nöbet değişimi, ayrılıkla vuslat arasında yoktur. Ya vardır, ya yoktur o! Varlık hayat, yokluk ölümdür.
Sürgün!...
Makaleyi Paylaş

Mem'siz Zin sürgündür; Zin'siz dünya, cinnetin zindanıdır Mem'e, Şems’ten ayrı Mevlânâ, dosttan ayrı yüzülen posttur. İsterse, güneşin ışığıyla varlığını ışıklandırsın, o gidince yine karanlığa dönüşür. Işıyan çehresinden çok, kanayan karanlıkları vardır. “İtaati Âdem’den, aşkı Şeytan’dan” öğrenmenin sırrıdır kopuş.

Hasretin özeti, daralan göğüs kafesidir, gözbebeklerinde küllenen közdür, yürekte yanan özdür. Mil çekilse de gözlerine, gözbebeklerinde beliriveren daralma, o gözlerle göreni kapanarak içine almak ister, göz ile göz kapağı da yaşar hüznün güzelliğini. Gözkapakları tabut olur gözlere…

Hüznün parmakları o vakit, bedendeki damarları ve sinirleri, kanunun tellerine benzetir de, her vuslatı bir münasip makamla şakır tel tel eder. İçinden yürek uçunca daralır, daralır da, hatıraların arta kalanını çeperlerinde yakalamak, dermek ister. Daralmanın hacmince kesilen nefes, ancak yüreğin kafeste şakımasıyla can bulur.

Ayrılıkların kokusu, ölümün kokusundan da acı gelir. Ölümle hayat arasındaki nöbet değişimi, ayrılıkla vuslat arasında yoktur. Ya vardır, ya yoktur o! Varlık hayat, yokluk ölümdür.

Mezarda ayrılanla, iki duvarın ayırdığı arasındaki fark, mezardakinin ayrılığın bilincinde olmamasıdır. Ayrılığın yastığına, tenine, gömleğine sinen koku ise, nesnelerden uzaklaşır, diğer tenin özünü muhasara altına alır, istilâ eder. Eyüb’ün tenine düşen kurtlar, Yakub’un kokladığı gömlek, Yusuf’un yırtılan gömleği…

Pyramus ve Thisbe de yaşar kendilerince ölümü… Bir zamanlama hatasıyla önce uykuyla sonra ölümle ayrılan Jüliet... Tristan ve İsolde, Abelard ile Heloise mektuplarına yazdıklarının sıcaklığıyla bir kere daha yanarken, Pompei ne olurdu? Dido’nun kendiyle beraber feryatları da yanıyordu alevler içinde ve Aeneas yelken açmıştı Roma’ya…

Zaman erir, yelkovan delirir. Sarkacın yüreği atar güm güm! Onunla hemhâl andır yaşamak. Kendince, kendini unutarak, onca var olmayı, onunla var olmayı, O’nca var olma derecesinde hissetmek…

Yalnızlık bir ölümdür, yalın kılıç dilim dilim ederek yeni “ben”ler çıkaran kendinden. Her beni bir “sencileyin” var etmek. Kalabalıkta kayboluş bir ölümdür; “ben” râm olmuştur onlara. Aldanış ölümdür, aldatış ölümdür. Hayat bir aldanıştır Havva’ca. Ve ölüm uçmaktır. Uçmağa varmaktır.

Dinlerin, felsefelerin temel konusunun ölüm olması da bundan. Ölümü hatırda tutmak, ölümsüzlüğün fanilere getireceği zulüm ve hırsa gem vurmak. Bu nedenle her intihar, ölmek isteğinden çok, yaşayamaya, yaşamakta olan birine, birilerine rest çekmektir.

Ölüm nedir ki? Yapmayı planladıklarımızın belki yarım kalmasıdır. Yazılan, okunan bir kitap bitmeden meselâ… Bir çocuğu tastamam yetiştiremeden, kendimizi hayatta iken okuyamadan, kendimizden ötesini tam okumadan ölmek. Özdeki toprağı keşfetmeden, orada güller yeşertmeden; yani, hayatın bir işe yaradığını, hayattayken işe yaradığımızı göremeden. “Hayat nedir?” sormadan, hayatın anlamını hayattan kaçmak şeklinde değil de hayatla bizzat yüzleşerek ve ölümü de hayatı da “eyvallahsız” bir şekilde ölmek ve yaşamak. Ölmeyi öldürmektir yaşamak. “Uykuyu öldürdüm!” Otello gibi, bir sanrıdır sadece…

Yaşamak halvet hâlidir ölümle; hayata darılmadan. Kilometre saatini doldurmak değil ki yaşamak; ya mide ya da cep! Hele yaşarken ölümü yüceltip, ölürken hayata dönmek isteği! Pişman olduğunuz her fiil bir nevi ölmektir aslında. “Keşke!”ler lahdine defnedilen nice ölüm vardır! Ve beraberinde tekrar yaşamaya dair yapılan taahhütler, yeminler.

Mesafe ve zamanı kuşatmaktır yaşamak, şimdisi ve “hemen!”i ile. Hayatın coşkusuyla yatağına sığmayan sular gibi, kâh başını kayalara vurmak belki kâh kayalardan - minnacık da olsa - parçalar koparmak kayanın içine işleyerek. Eritemese de, kayanın ağırlığını artırmak, üzerinin yosun tutmasını sağlamak. Belki kayalardan koparmak minnacık parçaları ve özündeki toprağa dönüştürmek. Yaşadıklarımızdan pişman olmadan, kendimizle iç içe. İç içe olmayı bile bir ayrılık mesafesi bilip, eriyerek zaman içinde, zamanı içinde eriterek…

Hatalar yapma cesaretidir yaşamak, hataları tekrar etmeden. Yani öğrenerek. Hatasızlık arzusuyla hayatı karartmak değil, hatanın bir öğrenme sürecinin parçası olduğu bilincinde olarak. İnsanca! Öğretmeyi değil, öğrenmeyi temel alarak. Öğrendiklerini aktarmak için değil, öğrendiklerinle yaşamak… Hayatın getireceğine, ölümün bitireceğine aldırmadan hani! Bir de yaşarken “ne artılarımız var, ölürsek ne eksilir bu âlemden?” diye sorarak.

Yaşamak esasen bir posta kutusu, bir telefon numarası, bir e-mektup adresi ve ikametgâh numarasından ibarettir. Ölüm ise onların boşluğu, silinmesidir. Ölesiye yaşayıp ölmek, ölesiye sevmek, ölene dek sevmek, öldürmektir sevgiden uzak olan her şeyi. Sevilmesek de sevmek belki. Severek ölmek. Severek sevmek, beklentisiz… Sevdikçe sevmek, sevmese de sevmek. Sevilmeyi beklemeden hatta illâ sevmesini istemeden sevmek... Sevecek bir şey yoksa en azından kendimize ait olan iyilikleri sevmek, ama yine de sevmek… “Sevilecek daha ne var?” diye bakınabilmek. Başkasının farkında olarak yaşamak, kendimizi fark ettirmek çabası değil…

“Kim var? Ne var geride?” diye sormadan ölmek de yaşamışlığın ifadesidir. Ve bölmek kendimizi bir sıfırla, sonra sıfırla kendimizi çarpmak. Sonra bir ile çarpıp sonucun yine “bir” ettiğini tek “bir” ile fark etmek.

Her sevgi, yaşatmak isteğidir. Her nefret bir öldürme arzusu. Ondandır “sevdirin, nefret ettirmeyin!” Sevenin, sevmekle gelen coşkusunu, beklentiyle oluşan hüzün muhasarasına teslim etmeden sevmek.

Sevmek varlıktır, varlığının farkında olmaktır. Sevilmek isteği ise, bir başkasını varlığınızın farkında olmaya davettir. Asıl olan davettir. İcabet beklentisi, sevmedeki coşku, terazinin diğer kefesindeki anlamsız ağırlığın hesabıncadır. Biriyle gelen coşku, diğeriyle gelen çakılmadır. Sevilme beklentisi dahi, ölümdür. Adaletin gereksiz, hatta anlamsız olduğu tek bahis budur. Kefedeki ağırlığı yerin çekimiyle oluşan görece bir hesap iken, teraziye gelmeyen ve görece olmayan bir cevherdir sevmek. Rüya ile riyayı tartmak kadar abesle iştigaldir. Ağırlık miktarınca cevher, külâhın kefeye dokunmalarıyla önce salınır, sonra ayar verme faslında dökülür, ziyan olur.

Arayan, soran, yazan, konuşan yoksa zaten ölümdür yaşanan. Yaşadıklarımız, kendimizle sınırlı ise ölümdür bu. Yaşam alanı sadece mağara ise, ölümdür. Ölüm kendini aşmaktır tepeleri tepe tepe. Hakikatin yaşmağını sıyırıp, yaşamanın derunî hüznünü özümüze giydirmekle varılan bir kendini giyinme hâlidir. Korku ile değil cüretle, belki sevilenlerden sevilmesi gerekene bir yolculuk. Meşgalenin bittiği an, istirahatın başladığı ve yeni enerjilerin depolandığı an. Gidilecek yerde de seveceklerimiz olduğunu bilerek…

Aslında, her daim şikâyet eder gibi olduğumuz ve fakat her nedense yaşamayı hâlâ biyolojik fonksiyonlardan öteye algılayamadığımız bir sürece son verilmesidir ölüm. Sevda otağına girer gibi, karasevda gülleri dermek için.

OWN
Bu makale toplam: 7262 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:00:19:57

Son Makaleler

Kürdistan Silikon Vadisi (Kürdistan Ekonomisine Giriş) Sırdaki Hedef Kutsal Topraklar!.. Barzaniler: Dini liderlikten modern devlet inşasına Good Bye İran Yer Sofrası Diplomasisi Kürdistan Sağ’a Kaymalı Siz hala Türkiyelileştiremediklerimizden misiniz? Kürt İmparatorlukları 4- Mitanniler Kürt İmparatorlukları... Urartular (Dağların Efendileri) 'Ekmek soğan' ( Nan-u Pivaz) ve Kürdistan Kürt imparatorlukları 2 : Asur İmparatorluğu (İmparatorlukları) Kürt İmparatorlukları 1- Hattilerin ülkesi (Hititler) Halep ordaysa Piramitler de Batman'dadır! Kürdistan Piramitleri, Mısır uygarlığının Kürdistan kökeni ve Kutsal Kase efsanesi Kerkük’ten Efrin’e Efrin’den İdlib’e.. Kimi kime şikayet edeceksin! Kerkük Feminizm Fırsatçıları Beyrut Irak Seçimlerinin 'Belirleyici' Unsuru Kürtler Olacaktır Aşk Bizi Tüketirken Arı kovanına çomak sokmak … Ya Devlet Başa, Ya Kuzgun Leşe! Yunan Medeniyetinin Kökeni Kürt Medeniyetidir Tarih Kürdistan’dan Başlar!. . Peşmerge Generali Şerefani 'Bağımsızlık Referandumunda Tarafız' Arapların Çöküşü Seyyah, filozof, entelektüel, hümanist Mardin’li peygamber Mani ve Manicilik dini Kürt peygamberi Zerdüşt ve Zerdüşlük Kürdistan’ın gizemleri ve Kutsal emanetler Bağımsızlık için referandum gerekli midir? Kürdün Ateşle İmtihanı (Referandumlarla) Kürdistan’a Sefer Olur Zafer Olmaz !... Soylu, Efsanevi bir Lider ve Oğlu Kürtlerin İmajı Ne Olmalıdır? Kehanetler ve Kürdistan Savaşları Kürdistan’ın Lanetleri !.. Başkomutan Barzani General Şerefani: Ortadoğu barışının anahtarı, Kurdistan’ın özgürleşmesidir Yıldızın Parladığı An ‘Kürdistan Genişlerken’ Vurun Kürt Uşağı Namus Günüdür!.. Kürdistan için İftar (Bağımsızlık) Vakti Pax Kürdistan'a (Kürdistan Barışı) Ne Şam’ın Şekeri Ne de Arabın Yüzü!.. Kaçın Kürtler Geliyor!.. Özgür Kürdistan’da Bağımsızlık Savaşı Kürdistan Sendromu (2) Kürdistan Sendromu (1) Türkiyelileşmek mi Kürdistanlılaşmak mı? Bütün sorun burada Bağımsızlık Yolunda Başkan Barzani’nin Elini Güçlendirelim Dağ Dağa Kavuşmaz Ama Kürdistanlılar Her Dağda Newroz Ateşi Yakar Merhaba Kürdistan Kampanyası Kürdistan’a borç ödeme zamanı Birimiz Dördümüz, Dördümüz Birimiz Kampanyası Koruyucu Vatan Kürdistan De Facto Kürdistan Kürtlerle Türkler Arasındaki Aşılamaz Farklar (Duvarlar) Bağımsız Kürdistan’ın Yaşama Şansı Var mıdır? Kürdistan Bağımsızlık Bildirgesi İleri Karakol mu? Özgürlüklerin Toprağı mı? Dünyada 'Mülteciler' Kürdistan’da 'Mülksüzteciler' Kürdistan Peşcepheleri (Peşmergeleri) Kürd-Çar-Stan Diplomasi Dehası Başkan Barzani ArmeKürdistan Tarih Tekerrürden İbarettir! Doğu Cephesi'nde Değişen Bir Şey Yok! PeşKurdistan Savunma Gücünden Kürdistan’ı Kurma Gücüne Doğru 'PEŞMERGE' Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 3 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 2 Cepheler ve Cephe Gerisi Savaşları - 1 Mezra Kürdistan (MezoKurdiya) Kürdistan Emin Ellerde Vasiyet…Vasiyet…Vasiyet!.. Hayalden Gerçeğe Dönüşen KURDISTAN Kürt Sorunundan Kürdistan Davasına mı? Kürd Sorunu Sil Baştan Kardeşlik Yapay, Ölümler Gerçek Türkler Neden Çıldırdı? Kurd-1-stan Kürtleri Ölümcül Kardeşlik Masalı Haydi Hep Birlikte Haddimizi Aşalım! Çözüm Süreci Çökmüştür! Bağımsız Kürdistan Kapıdadır Kürdistan'ı hep birlikte inşa etmeliyiz Kardeşlik edebiyatını geçiniz KURD-BİR-STAN mümkün mü? Ortadoğu'nun 'Kürdistan' Doğum Sancısı Hewler, Yüreğimin Başkenti Ben ve Ülkem Bağımsız Kürdistan'a Doğru Birlik Olmanın Neresindeyiz Konuşamayan, Yalnızlığa İtilen Kadınlar Halklar; Habil ve Kabil'den bu yana ''Kardeş'' Olamadılar. Kalbimizdeki Kürdistan dilimize neden bu kadar uzak? Güney'in Yükselen Bağımsızlık Mücadelesi Engellenemez Kürd Kadınının Eşi Görülmemiş Kahramanlığı Durun Siz Kardeşsiniz Varlığımız Yüce Türk Varlığına Armağan Olamadı Kürdlerle Türkler Kardeş Olmak İstiyor mu? Hayır, Kardeş Falan Değiliz! Hani Kardeştik? Taklit Hayatlar UNESCO Kürdleri Koruma Altına Alsın.. Acilen! Kürdistan Devletleşecek! Ne Olacak Bu Halimiz? Kürtlerin Genetik Yapısını Bozuyorlar!... Her şey yerli yerindeydi, ama bütün canlılar ölmüştü - Halepçe Kürdistan ve Birlik Sorunu Sahte Feministler Kürd Kadını Efsaneleşirken Dünyanın Koruyucu Tabakası Peşmergeler Peşmerge Onurumuz ve Özgürlüğümüzdür Halkımız Ulusal Kongre İstiyor Kürd Halkı Devletleşme Yolunda Kurnaz Türkler ve Aptal Kürtler Kürdler Devletleşmek Zorunda Neden Uluslaşamıyoruz?