Yahya Munis: SURUÇ olayı yeni bir ROBOSKİ'dir! - Nerina Azad Tarafsız ve güvenilir Kurd ve Kurdistan haberleri - Peşmerge, Barzani
Yahya Munis Son Makaleler

SURUÇ olayı yeni bir ROBOSKİ'dir!

“Hey hewar, hey hawar, herin ji Emerîka’yê, Elmaya’yê re bêjin; ji mere vêderê edalet nemaye, bila hewara me bên…”“İmdat imdat, gidin Almanya, Amerika’ya anlatın, burada bize adalet yok, imdadımıza koşsunlar”
SURUÇ olayı yeni bir ROBOSKİ'dir!
Makaleyi Paylaş

Türkü ile, Kürdü ile ve diğer halklarıyla Anadolu toplumu, 200 yıla yakındır İttihat-Terakki ve onun uzantısı olan Kemalist zihniyetinin cenderesiyle adeta öğütülmektedir. Bu zavallılaştırılmış ve ezilmiş halk, ( birçok nesil gelip geçmesine rağmen) bu uzun zaman zarfında hep kendisini bu zalim düzenden kurtaracak vicdanlı bir kurtarıcı bekleyip durduğunu görüyoruz. Zaman zaman, sözde kurtarıcı olduğunu sandığımız bazı kişilerin, kendilerini kurtarıcı olarak millete sunup ortaya çıkmışlarsa da, bu kişilerin de kısa zaman zarfında sistemle yüzleşip onlarla haşir neşir olunca, o sihirli sistemin bir parçası olup onlar gibi zalimleştiğini de görmekteyiz. Böylece zavallı Anadolu halkı da yeniden başa dönüp yeniden bir kurtarıcı arayışına koyulu veriyor.

Kemalist sistemin sillesini yemiş, erdemli insanlar olarak bildiğimiz bir grup insanlar "Ak Parti"yi kurduklarında, yayınladıkları deklarasyonda ki şu tılsımlı sözü: “Bugün Türk siyaset hayatına lider oligarşisinin çöktüğü gün olarak, tekelci bir anlayışa dayanan liderlik anlayışının yerine kolektif aklın temsilcisi olan bir anlayışın yerleştiği gün olarak geçecek.”  doyduğumuzda çok umutlanıp sevinmiştik. Nasıl sevinmeyelim ki; ilk defa Kemalist olmayan ve üstelik Anadolu’nun bağrında çıkmış kolektif aklın temsilcileri olan bir anlayış Anadolu da iktidar oluyor.

 Anadolu halkı olarak, Kader bildiğimiz bu "Kemalist sistemin cenderesinde öğütülmenin" artık son bulacak umuduna kapılıp, kendimizden geçercesine ve kendimizin bir parçası olduğu zehabına kapılarak "Ak Parti"yi desteklemeden öteye, ölümüne sahiplendik.

Burada bir anekdotla konumuza açıklık getirmeye çalışalım.

“Söylentiye göre, Aslen Kürt olup Bağdat’ta ki ikameti ile meşhur olup, Kadiri Tarikatının kurucusu  Şeyh Abdulkadir Geylani, hazretleri bir gün kendisinin halifelerinden olan Şeyh Adī bin Musāfir'i çağırıyor. Kendisine şöyle diyor: "Bu Ezidiler çok sapık bir inanca sahiptirler. Sen çok da ikna edici ve kabiliyetli bir insansın, git bunların arasına yerleş ve onları İslam'a döndürmelerine çalış.

"O da gider. Ezidilere hidayet etmeye çalışır. Fakat Ezidileri kendisine uydurmaya çalışırken bir bakar ki kendisi Ezidilere uymuş.” Bizler Ak Partiyi, bizi Kemalizm den kurtarır düşüncesiyle desteklerken, bir bakıyoruz Ak Parti Kemalizm’in ateşli bir parçası olup zalimleşerek bizi Kemalizm’e entegre etmeye çalışıyor. Bir fırsatını bulup, Kemalizm’in cenderesinden kurtulmaya çalışanları da maalesef, bir tekmeyi de o vurup Kemalizm’in cenderesine tekrardan atmaya çalışıldığını büyük bir acı içerisinde görmekteyiz.

 Bir bakıyoruz ki Ak Parti, dün Roboski, Kerkük, Afrin, bu gün ise SURUÇ'ta yeşil Kemalist olarak önümüze çıkıveriyor.

Suruç olayı olur olmaz "fasıkların" kendisine getirmiş olduğu haberlere dayanarak Erdoğan hemen kameraların karşısında  bu rezil insanlara sahip çıkarak özet olarak şöyle diye biliyor:

Milletvekilimizin  (ki tüm toplumun ittifakıyla bölgenin en büyük mafya ve tefeciler olarak kabul  edilip bilinmelerine rağmen)

abisi PKK'lılar tarafından öldürüldü. (Suruç) Bu olay, PKK ve HDP'nin Kürtlerin kanından beslenerek büyüme stratejilerini hala terk edemediklerinin en bariz örneğidir..."

Oysa Ak Parti Urfa Milletvekili aday adayı ve bilim adamı Sn. Döç. Dr. Hüseyin Şeyhanlıoğlu Suruç olayını şöyle anlatıyor:

"Ak parti (Urfa) milletvekili adayı ( İbrahim Halil Yıldız) olaydan 3 gün önce 1 tllik eşyaların satıldığı ucuzcu bir dükkanı ziyaret ediyor. Dükkan sahibi Adam eski bir HDP 'li olduğunu ve siyaset defterini kapattığını tövbe ettiğini söylüyor...bize daha gelmeyin diyor. Olay günü milletvekiliyle yaklaşık 50 kişilik grubuyla gelince tartışma çıkıyor ve Yıldız 'ın meşhur tefeci abisi adama küfür ediyor. Adam da; "içerde kadınlar olduğunu ve gitmelerini söylüyor..." Bu esnada tartışma silahlı saldırıya dönüşüyor ve Yıldız’ın kardeşleri ateş ediyor, adam ve oğlu yaralanıyor... bunu gören dükkan sahibi adamın yeğeni pompalıyla gelip yıldızın tefeci abisini vuruyor. Yıldızın adamları yaralı adam ve oğlunu hastanede oksijen tüpünü kafasına vurarak öldürüyor. Hastane kameralarını bozan ve polis dahil herkesi dışarı çıkaran yıldızın adamları  iki oğul ve babayı Suriye'deki olaylar gibi vahşi bir şekilde infaz ediyor...

 Dükkan sahibinin Üçü de oruçlu olup ve gariban bir ailedendirler. Maktullerin anası ve eşinin yürek yakan ağıtını doyduğum anda bu yazı yazmaya karar vedim…

1-Adamlar asla pkkli değildir.  2-Olay sonradan görme (tüm bölge halkı tarafından) tefecilikleriyle bilinen yıldız in hakaretleriyle başlamıştır. 3- Devlet görevini yapmamıştır. 4-(Fasıklar) Cumhurbaşkanına yanlış bilgi verilmiştir  5-Bu olay tam bir roboski kumpas olayıdır. 6- (Hani Roboski olayında) Pilotlar hatalı atış yapınca "sıçtık" derler...ya 7- Tefeci zalimlerin pisliğini temizlemek AK Partiye yakışmaz ve mutlaka suçlular cezalandırılmalılar... hem de seçimden önce..."

http://www.hicrethaber.com/suruc-ta-tefeciligin-siyasetteki-pisliginin-gercekligi/6772/

Birde bir bütün olarak Türk gazetecililiğinin adeta namusunu kurtaranlardan değerli Gazeteci Yıldıray Uğur’un “ Sadece haberler mi yalan” başlığıyla bu konudaki yazdıklarına baktığımızda hükümetin anlattıklarının ne kadarda gerçekdışı ve göz göre göre yalan bataklığında bocaladıklarına şahit oluyoruz. Hükümetin rezil bir tefeci aile yüüzünde düştüğü sefalete bakarmısnız?

http://www.karar.com/yazarlar/yildiray-ogur/sadece-haberler-mi-yalan-7255

 

"Kur'an'ı kerimin 49. suresi olan HUCURÂT suresinin 6. ayetinde Allah (cc) şöyle der: 

"Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun aslını araştırın. Yoksa bilmeden bir kavme sataşırsınız da yaptığınıza pişman olursunuz." 

Bu tamda böylelik bir olay değil mi?

Şimdi aynen Roboski olayında atış yapan Pilotun, "sıçtık" dediği gibi acaba burada kim "sıçtık" diyecek?  Yoksa (Allah korkusu ve İnsani vicdanını da bir kenara koyarak) "boş ver, Kürdün kıymeti ne ki" deyip bu olayı böylece geçiştirilecek mi?

Yine Allah'ın sözüne dönecek olursak;

Kur'an'ı kerimin 5. suresi olan MAİDE suresinin 8. ayetinde Allah u Teala (cc) açık ve net olarak şöyle der:

 "Ey mü’minler! Allah için hakkı ayakta tutan hâkimler ve adaletle şâhidlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adâletsizliğe götürmesin. Adâlet yapın ki, o takvaya en çok yakın olandır. Allah’dan korkun. Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdârdır."

Yine Kur'an'ı kerimin 4. Suresi olan NİSÂ suresinin 135 ayetinde şöyle der: 

"Siz ey imana ermiş olanlar! Sizin, ebeveyninizin ve akrabalarınızın aleyhine de olsa, Allah rızası için hakikate şahitlik yaparak adaleti gözetmeye azmedin. O kişi zengin de olsa fakir de olsa, Allahın hakkı onların her birinin (hakkının) önüne geçer. Öyleyse, kendi boş arzu ve heveslerinize uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Çünkü, eğer (hakikati) çarpıtırsanız, bilin ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır."

Yine Hz. Muhammed s.a.v. de şöyle der: 

"Hakkı söyleyin velev ki aleyhinize olsa bile"

"Cihadın en üstünü zâlim sultana karşı doğruyu söylemektir.”

Bence, şimdi devleti yönetenlerin kalplerinde eğer zerre kadar merhamet ve Allah korkusu varsa veya kalmışsa, bizi bir kenara koyarak da olsa, hiç olmasa yukarıda aktardığımız Allah'ın söz ve emirlerine kulak versinler.

Türkiye'de Adaletin olmadığı, Sadece gücün konuştuğu bir ülke olması nedeniyle, SURUÇ'ta eşini ve iki oğlunu kaybeden Kürt anne, Kürtçe ağıt yakarak:

“Hey hewar, hey hawar, herin ji Emerîka’yê, Elmaya’yê re bêjin; ji mere vêderê edalet nemaye, bila hewara me bên…

“İmdat imdat!!! Gidin, Amerika’ya, Almanya anlatın, burada bize adalet yok. İmdadımıza gelsinler…” demesi, Müslümanların rezilane yüzlerine yapıştırılmış şamar olmasına yeterli değimlidir?

Dünyada iki çeşit düşmanlık vardır:

Birincisi; günlük olarak bildiğimiz Birisinin hasmı olarak bildiği birisine olan düşmanlığı gibi klasik düşmanlık. Bu fazla tehlikeli değildir.

Asıl tehlike olan ikinci tür düşmanlıktır. Bu da bir işin taraftarı olarak bilinip onu, (insanları ona tiksindirecek şekilde) hatalı yapmaktır. O işin taraftarı olduğun halde en büyük düşmanlığı sen ona yapmış olursun. Çünkü insanları özendirip yakınlaştıracağına, ondan tiksindirircesine uzaklaştırıyorsun.

Nitekim Hz. Muhammet a.s. şaheser olarak kabul ettiğim bir hadisinde şöyle der:

“Eğer davranışınıza bakarak İslamiyet’te özenen bir kimse yoksa, imanınızı gözden geçiriniz”

Müslümanların şu anda ki rezilane dorumuna bakarmısınız! Var mı özenecekleri bir davranışları? 

Son olarak, Ak Partiyi kurup Erdoğan tarafından dışlanmış erdemli insanlar olarak bildiğimiz o zatlara seslenmek isterim: 

Sn. Erdoğan'ı terk edip tek başına bıraktığınızdan beri, Sn. Erdoğan savruldu. Hürriyet ve adaletle ilgili sorunların çözümünü temsil etmekte iken, bu sorunların kaynağı olmayı temsil eder hale geldi. 

O Anadolu'nun mütevazi delikanlı tavrını kaybedip, Ortadoğulu mütekebbir liderlere özenerek, doğru istikametini kaybettiği için, Anadolu halkına yük olup, çok pahalıya mal olmaya başladı !!!

 Sözümüz meclisten dışarı olarak kabul etsek; Anadolu'ya has çok veciz bir söz vardır; "başı boş bırakılan kız ya davulcuya, yada zurnacıya gider" derler. Bunun için lütfen Ak Parti ve Sn. Erdoğan'a sahip çıkın, yeniden ceberut düzenin kalıntılarını temizlemeye devam edin. Yoksa hepimize yazık olmuş olur. 

****

Suruç'ta eşi ve oğulları öldürülen Emine Şenyaşar anlatıyor:

“Olay esnasında evdeydim. Haber alır almaz dükkana koştum. Daha olay yerine varmadan kadınlar ‘Gitme, çocuklarını öldürdüler. Seni de öldürürler!’ diye uyararak gitmeme izin vermediler. 

Dönerken yolda eşimi gördüm. Hiçbir şeyden haberi yoktu. Bana "Ne oldu?" dedi. Ben de söyledim. Sonra birlikte dükkana doğru gittik, polis izin vermedi. Sonra ambulans geldi. Dükkandan birini çıkarıp, ambulansa bindirip götürdüler. 

Sonra biri geldi pikabıyla bizi hastaneye götürdü. Eşimle birlikte hastaneye girer girmez AKP’li vekil yıldız’ın yakınları bize saldırdı. Hastanenin içine girer girmez 20 erkek etrafını sardı. Serum şişesinin asıldığı demirlerle kafasına vuruyorlardı. Kanlar içinde kaldı. Ellerinden almaya çalıştım; sağa gittim, sola gittim, boş, hiçbir şey yapamadım... Alamadım. 

Polis oradan uzaklaştı, hastanenin dışına gitti. Sadece bir polis orada bekliyordu. Ben gittim o polisin yakasına yapıştım. Ona ‘siz nasıl bir hükümetsiniz, öldürdüler, adamı öldürdüler, gel kurtar’ dedim. Yerinden kıpırdamadı. Yerinden sarstım, ‘nasıl bir devletsiniz, öldürdüler’ dedim. Polis ne yerinden kıpırdadı, ne de konuştu. 

Linç ettiler, sonra da kafasına kurşun sıktılar. Kafasına kurşun sıkanı görsem tanırım. Sonrasında kendimi kaybetmiştim. Çocuklarımın arkadaşlarından biri geldi beni oradan götürdü. Oradan nasıl gittiğimi hatırlamıyorum. Eşimin nasıl linç edildiğini, nasıl öldürüldüğünü gördüm. Sonrasını hatırlamıyorum..”

Bu makale toplam: 12074 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:04:39:42