Taştekin: İdlib ağır çekimde final sahnesini yaşıyor

Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye-Rusya-İran zirvesi liderlerin kahkahalı basın toplantısıyla noktalandı ama gelişmeler pek Türkiye’nin yüzünü güldürecek şekilde olmadı. Her şeyden önce Rusya Devlet Başkanı Putin, Fırat’ın doğusunda kurulacak bir güvenli bölge fikrine desteğinden geri adım attı ve Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği fikrini ortaya attı. İran Devlet Başkanı Ruhani, açıklamaların aksine Erdoğan’ın hala Esad’ı devirme peşinde olduğunu ima etti. Her şeyden önemlisi Rusya, İdlib’in terör yuvası olmasına izin vermeyeceklerini ve Suriye Ordusu’nun teröristlerle mücadelesini destekleyeceklerini vurguladı.
18.09.2019, Çar - 11:29
Taştekin: İdlib ağır çekimde final sahnesini yaşıyor
Haberi Paylaş

Fehim Taştekin bu hafta üçlü zirve, İdlib’teki gelişmeler ve Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları Ahval'e değerlendirdi.

İşte Taştekin’in değerlendirmeleri:

“Ankara’daki üçlü zirve, Rusya’nın Suriye’de öngördüğü temel stratejide bir değişiklik yaratacak sonuç doğurmadı. Erdoğan, Fırat’ın doğusundaki yapıyı çökertmeye dönük planlarına Rusya ve İran’ı da ortak etmek için Fırat’ın batısındaki askeri varlığını ve İdlib’de uhdesine aldığı örgütleri bir kart olarak kullanmaya çalışıyor. 

Elbette İran ve Rusya’nın Kürtlere yaklaşımı Türkiye ile aynı değil. Erdoğan, İdlib’e karşılık bu iki ülkenin de Kürtlere karşı çökertici bir yaklaşım içine girmesini umuyor. İran ve Rusya ise Adana Mutabakatı çerçevesinde oluşturulacak bir güvenli bölgeyi seçenek olarak öne çıkarmaya başladı. 

Bu şekilde Türkiye’nin kontrol ettiği alanların daraltılması ve Ankara ile Şam’ın el sıkışması da hedefleniyor. Erdoğan’ın İdlib’de inat etmesinin bir diğer nedeni Şam’a ulaşma takıntısıyla ilgili: Eğer Anayasa Yazım Komitesi oluşturulur da siyasi çözüm olursa Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı ile kalkan olduğu İslamcı güçler Şam’da siyasetin ortağı olur, böylece Türkiye’ye nüfuz alanı açılır, diye bir beklenti var. 

Son zamanlarda Saray’dan gelen açıklamalarda İdlib meselesinin Anayasa Yazım Komitesi ile ilişkilendirilmesi dikkat çekici. Ama komite kurulsa da istedikleri gibi bir sonuç üretmeyecek. Şam’da kimse İdlib’deki bu örgütleri beklemiyor. Zaten bu örgütler siyasi çözüme yanaşan örgütler de değil. İdlib bir sürü nedenden dolayı ağır çekime alınmış bir final sahnesidir. Türkiye kaçınılmaz sonla yüzleşecek.

İran’la savaş, bunu en çok isteyenlerin de kaçındığı bir seçenek...

Suudi Arabistan’ın petrol tesislerinin vurulması saldırı ister İran’dan ister Yemen’den gelmiş olsun fark etmez İran’a karşı bir savaş başlatılırsa faturanın boyutunu ve cephe hatlarının nerelere ulaşacağını göstermesi açısından önemlidir. 

Bu mesajın bütün başkentlerde alındığını zannediyoruz. Trump savaş istemiyor, istediği maksimum baskı ile muhataplarını dize getirmek. Tabii şu anda İran yaptı dese de Suudilerin kimi suçlayacağı önemli. Daha önce BAE tankerlere saldırı olayında İran’ı suçlamaktan kaçındı. Eğer İran’ı suçlarlarsa durum değişir. Kendileri karşılığını veremeyecekleri için doğrudan suçlamaktan kaçınabilirler. 

Suudi Arabistan ve bölgedeki müttefiklerinin istediği İran’la kendilerinin savaşması değil. Suudiler de İsrail de ABD’nin İran’la savaşmasını istiyor. Trump ise eğer müttefikleri ABD’nin İran’a karşı savaşmasını istiyorsa bunun için trilyonlarla ifade edilen meblağlarla ödeme yapmaları gerektiğini açıkça söylüyor. İran da ister doğrudan kendisi ister vekil güçler aracılığı ile olsun fark etmez Suudilere savaş çıkarsa bedelini sen ödersin mesajı veriyor. Dünya ABD’nin 2001’deki gibi koalisyon kurabileceği yerde değil.”

Nerina Azad
Bu haber toplam: 7059 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:10:44:33