Taştekin: İdlib için verilen tarih, ‘tarih’ oldu

Suriye Ordusu İdlib’de hız kesmeden ilerliyor. Her gün yeni alınan köy ve kasabaların, Suriye Ordusu denetimine giren Türk Silahlı Kuvvetleri gözetim noktası haberi geliyor.
18.02.2020, Sal - 09:43
Taştekin: İdlib için verilen tarih, ‘tarih’ oldu
Haberi Paylaş

Halep’i tamamen temizleyen Esad yönetim Halep-Şam ve Halep-Kahire uçuşlarını başlatmaya hazırlanıyor. Türkiye ise sınırında biriken yüz binlerce yeni mülteciyle karşı karşıya kalmış bulunuyor. Altı ayda Emevi Camii’nde namaz kılma hayaliyle yola çıkanlar ağır bir bilanço ödüyor ve ödemeye de devam edecek gibi görünüyor.

Fehim Taştekin ile İdlib ve Suriye’de son durumu, muhtemel gelişmeleri konuştuk:

“Erdoğan’ın ilan ettiği gibi 1 Mart’a kadar Suriye ordusunun Soçi Mutabakatı sınırlarına dönmesi mümkün gözükmüyor. Bunun için Türkiye’nin savaşa girmesi lazım. Ruslarla müzakere masasına ağırlık verilmesi yeni koşullar üzerinden yeni bir ateşkes hattı için bastırıldığı sonucunu çıkartıyoruz. Sahadaki durum öyle geri çevrilebilecek bir vaziyet arz etmiyor. Ruslarla gerilim tırmanırken hükümet hızlıca ABD ve Avrupa’ya yüzünü döndü ama NATO ortaklarından umduğunu bulamadı. Şimdi Rusya ile ortak bir nokta bulma çabası ağırlık kazanıyor.

Yeni bir ateşkes hattı için Putin’in gözünün içine bakıyorlar

Putin’in Erdoğan’ı neden razı etmesi gerektiğine dair gerekçeler eskisi kadar çok değil. Rusların elinde bir anlaşma metni var. Bunu koza dönüştürerek M-5’ten sonra M-4 otoyolunu açmak için de operasyonları sürdürecektir. M-5 sahadaki durumu ciddi şekilde değiştirdi. M-4’ün açılması da geri kalan alanın ikiye bölünmesi demektir. Bu arada İdlib kent merkezine yönelirler mi bilmiyoruz ama öncelik iki ana yolun açılmasıydı.

Suriye ordusu önemli bir ivme yakalamışken durmayacaktır. Halep’in kuzeybatısında kalan parçaların sekiz yıl sonra geri alınması dengeyi iyice değiştirdi. Bunun halk üzerindeki psikolojik etkisini de dikkate almak gerekiyor. Halepliler sabaha kadar kutlama yaptı. Bu ivmenin askeri devinime etkisi olacaktır. İdlib’de ilan edilen strateji geriliyor. Kalan parçalar üzerindeki tartışmalar acaba “Kobanê’ye karşılık İdlib” pazarlığına dönüşüyor mu? Kürtlerin haklı gerekçelerle kuşkuları var. Arap medyasında da buna dair yorumlar çıkıyor.

Yani Erdoğan’ın İdlib’den kaçanları Kobanê’ye taşıyıp buranın Kürt karakterini bozmak gibi niyetinin olduğundan bahsediliyor. Bunlar olası planlar olarak görülebilir. Elbette İdliblileri Türkiye’ye geçirip sonra oradan Kobanê’ye sokmak başka türden bir zorbalık. İnsanlar bunu istemeyecektir. İşin doğrusu örgütlerin tasallutundan kurtulan insanların tekrar kendi mahallelerine döndüğüne dair sayısız örnek var. Biraz güvence verilmesi yeterli olabiliyor.

Şam’ın eli güçlense de Kürtlerle müzakereye geçmek zorundalar

Suriye devletinin sahada askeri zaferler kazanması Kürtlerle ilgili müzakere yoluyla çözüm sürecini zorlaştırabilir. Çok taviz vermek istemeyebilirler. Devlet güven tazeledikçe eski alışkanlıklarıyla konuşmak isteyebilir. Fakat Fırat’ın doğusunda çok ciddi bozucu faktörler var. ABD’nin askeri varlığının yanı sıra SDG’nin ulaştığı kapasite önemli. Uluslararası toplumun Kürtlerle ilgili tutumu da İdlib’deki cihatçılara olandan çok farklı.

Çatışma bir seçeneğe dönüşürse bunlar bozucu faktörler olarak devreye girebilir. Şam ve müttefiklerinin kısa yoldan ülkeyi toparlamak için Kürtleri kazanmaya ihtiyaçları var. O yüzden müzakere masasını kurmak zorundalar. Hâlihazırda Şam ile Kürtler arasında yüksek müzakere heyeti ve komitelerin kurulması yönünde bir mutabakat söz konusu. Bunu hızlıca ilerletmeleri gerekiyor. Tabii Türkiye de bu masayı dağıtmak için bütün imkânlarını kullanıyor. Barışı imkânsız hale getiren baskı mekanizmalarına karşı, Suriye’nin İran ve Rusya’nın da yardımıyla akıllıca bir yol izlemesi gerekiyor.”

Ahval
Bu haber toplam: 17213 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:01:03:50