Burhan Ekinci: Derin Devlet'den HDP'nin kapatılma senaryosu

HDP'nin Diyarbakır, Van ve Mardin büyükşehir belediye eşbaşkanlarının görevden alınarak yerine kayyum atanmasına yönelik tepkiler sürerken, bir grup anne dağa giden çocuklarının getirilmesi için HDP önünde eylem başlattı. Eylemle ilgili tartışmalar devam ederken, HDP'ye de soruşturma açıldı.
15.09.2019, Paz - 14:04
Burhan Ekinci: Derin Devlet'den HDP'nin kapatılma senaryosu
Haberi Paylaş

 Gazeteci Burhan Ekinci, "Eski “derin devlet” ile ortaklık kuran Erdoğan liderliğindeki Saray, kendi devletini oluşturdu. Bu yapı, parti, kimlik ve etnik yapı ayrımı yapmadan muhalif olan herkesi sindirmeye çalışıyor. Şimdi gündemlerinde en güçlü muhalif cephe olan HDP’yi kapatmak var" diyor. 

Ekinci'nin Alman WDR sitesinde yayımlanan yazısı şöyle: 

"İktidar partisi AKP, devletleştiğinden beri artık farklı bir yol ve yöntem seçmiş durumda. Halk ve halkçı politikalar unutuldu, devletin yeni sahipleri olduklarından beri mazlumluktan, zalimliğe geçtiler. Aslında belki de başından beri bilinçaltlarında yatan buydu da toplumu uzun yıllar AB’ye üyelik, Avrupa değerleri, demokrasi, insan hakları, ifade ve düşünce özgürlüğü, yolsuzluklarla mücadele, ekonomik gelişmişlik, adalet ve kalkınma, Kürt meselesi gibi konularda kandırdı, hepimize umut aşıladı, böylece her seçimden zaferle çıktı. Gelinen noktada tüm bunların esamesi okunmuyor.

Erdoğan ve AKP’sinin böyle bir sorunsalı yok artık. Onlar mevcut güvenlikçi, statükocu, tıpkı 1990’lı yılların “derin devleti” gibi muhalif olan (sağ, sol, muhafazakar, mütedeyyin, Kürt, Türk, Alevi, Çerkez, Ermeni fark etmeden) herkesi düşman bellemiş durumdalar. Türkiye’de siyaset, yargı, güvenlik bürokrasisi, her dönemde olduğu gibi AKP’nin mutlak iktidarında da Kürtlere yönelik baskı aracı olarak kullanılmaya devam ediyor.

1990’lardaki “derin devlet” yerini, AKP/Erdoğan iktidarının ‘Yeni Türkiye’sinde, kendisiyle bu konuyu konuştuğum Kürt siyasetçi ve hukukçu Hasip Kaplan’ın tabiriyle “Açık Derin Devlet”e bırakmış durumda. Türkiye’de hala bir derin devlet var ama bu artık kendini gizleyerek perde arkasında hareket etmiyor, aleni, muhalif olan herkese karşı gayet açıktan cephe alan, kaos çıkarmaktan çekinmeyen bir yapı olarak kendini gösteriyor. 

Eskimiş “Derin Devlet (DD)” ile yenilenmiş “Açık Derin Devlet (ADD)” arasında bazı farklar olsa da, yöntem ve taktikler değişse de aslında hedef aynı:

“Kendi varlığını sürdürmek için muhalifleri, özellikle Kürtlerin direnişini yok et, başaramıyorsan sindir, etkisiz hale getir.” 

Kuşkusuz bunlar eski devletin çok kez başvurduğu taktiklerdi ama hiçbiri tutmadı. DD’nin karargahı Genelkurmay’dı, apoletlilerin diktasında, gazetelerin manşetleri bile kendileri atardı. Kürtlerin ve demokrat dostlarının payına gözaltılar, yargılamalar, tutuklamalar, uzun hapislik yılları düştü. Legal partileri, HEP, ÖZDEP, DEP kapatıldı. 

ADD’nin karargahı ise Erdoğan liderliğindeki Saray. Buranın hakim gücü, eski DD’lilerle ortak hareket eden ama apoletleri olmayan, tek başlı, bin odalı tek adamda toplanmış. Askeri vesayet yerini sivile bırakmış. Demokrasi, hukuk, yargı, adalet ve vicdan gibi toplumun acilen ihtiyacı olan olgular Saray’ın kapısına dahi uğramıyor. Medya yine kontrollerinde, istedikleri gibi yönlendiriyorlar. 

Kürtlerin iradeleri yok sayılıyor, seçime darbe yapılıyor, seçilen belediye başkanları görevden alınıyor. Gerekçelerini ispatlama gereği bile duymuyorlar. Kürt belediyelerini valilerine teslim ediyorlar. 

Kürtlerle dayanışma içinde olanları ise ilk fırsatta cezalandırma yoluna gidiyorlar. Bunun son örneği Kürtlerle dayanışma içinde olan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun hapis cezasına çarptırılması. Bu cezayla, “Açık Derin Devlet”in amacı CHP ile HDP’nin birlikteliğini etkisiz hale getirmek. Davayla, hapisle, polisle savcı ve hakimle korkutarak CHP’den eski parti rolünü sürdürmesi isteniyor.  

Diğer yandan Kürt siyasetini tamamen yok etme hayaliyle, HDP’yi kapatma eskizleri çiziliyor. Bu bağlamda, çocukları dağa çıkan bir grup aileye, Diyarbakır’da tam da kayyımlara karşı halkın tepki gösterdiği bu günlerde HDP’nin önünde oturma eylemi yaptırıyorlar. İddia ne? HDP, bu ailelerin çocuklarını dağa, yani PKK’ye göndermiş. Peki, bu konuda somut delil var mı? Yok ama zaten buna gerek duyulmuyor.

Selahattin Demirtaş’ı ve diğer Kürt siyasetçileri tutuklarken de yargılarken de delile ihtiyaçları yoktu, HDP’nin Diyarbakır, Van, Mardin büyükşehir eşbaşkanlarını görevden alırken de “Kandil’e para aktarıyorlar” iddiasını da rahatlıkla dillendiriyorlar.

Bütün bu hukuki dayanağı olmayan, delilsiz iddialarla, HDP’yi kapatma arayışlarında oldukları açık. Yargıyı harekete geçirdiler. HDP’ye yönelik şimdilik kapatma soruşturması olmasa da, farklı suçlama ile bir soruşturma başlatıldı. Saray’ın desteğini alan, bağımsızlığını çoktan yitiren yargı muhtemelen şimdi HDP’nin kapatılmasına gerekçe gösterecek çareler peşinde. Yakın tarih, bu baskıların hiçbir sonuç vermediğini gösteren, Kürt siyasetinin her kapatılma, tutuklama furyasından, her siyasi darbeden daha güçlü çıktığı örneklerle dolu.

Bu bağlamda, ömrünün yarısı neredeyse bu konuyla geçen, Kürt siyasetini içten bilen HDP’li eski vekil, hukukçu Hasip Kaplan, Kürt partileri HEP, ÖZDEP, DEP’in kapatılma süreçlerinde parti avukatlığı yapan bir isim. DTP’nin kapatılma sürecinde partinin vekili olan, başvuruları bizzat hazırlayıp Strasbourg’a giderek AİHM’e götüren Kaplan, “AİHM, Parti kapatma davalarında AİHS’nin 11. maddesinin ihlaline karar verdi” diyor.

1990 yılların “konsept yılları” olduğuna dikkat çekiyor, saldırılar sonucu binlerce faili meçhul cinayetin işlendiğini, dört bine aşkın köyün yakıldığını hatırlatıyor. Ona göre, insanlığa karşı işlenen “savaş suçları”nı gizlemek için partileri kapattılar. Türkiye’de artık hukukun rafa kaldırıldığını belirten Kaplan, şöyle diyor: 

“Derin devlet açık görev aldı, insanlık suçları işlendi. Başkanlık Otoriter Rejimi partiyi kapatmak, tüm belediyelere kayyım atamak ve milletvekillerini tutuklamak istiyor. Bu nedenle HDP’yi kapatmak tüm muhalifleri susturmak, yerel seçimlerde başta İstanbul Ankara İzmir, Ankara, Mersin, Adana, Antalya gibi Büyükşehir belediyelerinin kaybetmenin intikamını almak istiyor. İktidarın yanında aşırı ırkçı sağcı MHP, BBP, Vatan Partisi yer alırken 1990’lı yıllardaki ‘derin devlet’in baş aktörleri Çiller ve Ağar ekibi de yanlarında destek veriyor. ‘Derin Devlet’ artık ‘Açık Derin Devlet’ olarak seçimleri, halkın iradesini tanımıyor saygı göstermiyor. AB üyelik sürecini askıya alıyor, AKPM kararlarına uymuyor.”

Kürt siyasetçi ve hukukçu Kaplan’a göre, bu yeni yapı muhalif sesleri susturmak en başta da HDP’yi kapattırmak için saldırılarını sürdürecek. “Ekonomik kriz yaşayan ülkede, adaletsizlik artıyor. AKP bölünüyor, iktidarlarını baskıyla sürdürmek istiyorlar” düşüncesinde. 

Peki muhalefet ne yapmalı? 

Hasip Kaplan’ın da işaret ettiği gibi, Türkiye’de demokrasi güçleri, başta CHP ve HDP’nin birliği, bu hukuksuzluğu, saldırıları boşa çıkarabilir. 

Kaplan “Riskler ve fırsatlar at başı gidiyor, erken seçim gündeme gelebilir, Kürt sorununda ve Ortadoğu da barışçıl bir siyaset, faşist iktidarın sonunu getirebilir. Bugünkü ‘Açık Derin Devlet’’ aktörleri insanlığa karşı savaş suçlarından Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanabilirler” diyor.

Nerina Azad
Bu haber toplam: 8314 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:11:26:11