HDP, Dersim'de iki çocuğun öldüğü patlamayı ‘koşulsuz şartsız’ kınadı

Dersim'in Ovacık ilçesi Bilgeç köyü kırsalında araziye önceden yerleştirildiği öne sürülen patlayıcının infilak etmesinin ardından 8 ve 4 yaşındaki kardeşler yaşamını yitirmişti.
17.07.2019, Çar - 20:09
HDP, Dersim'de iki çocuğun öldüğü patlamayı ‘koşulsuz şartsız’ kınadı
Haberi Paylaş

Dersim'in Ovacık ilçesinde patlayıcının infilak etmesi sonucu yaşamını yitiren 8 yaşındaki Ayaz ve 4 yaşındaki Nupelda Güloğlu kardeşlerin cenazesi defnedildi.

Patlamada Ayaz Güloğlu olay yerinde, ağır yaralanan Nupelda Güloğlu ise kaldırıldığı Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi'nde tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetmişti.

Dersim Valiliği olayın ardından "Ovacık-Bilgeç Köyü Çakılyayla Mezrasında Bölücü Terör Örgütü mensuplarınca araziye önceden yerleştirildiği değerlendirilen patlayıcıya basan çocuklarımızdan 8 yaşındaki erkek çocuğumuz Ayaz Güloğlu olay yerinde vefat etmiş;4 yaşındaki kız çocuğumuz Nupelda Güloğlu ise ağır yaralanmıştır.Ağır yaralı Kız Evladımız Jandarmamıza ait  helikopter ile olay yerinden alınarak Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edilmiş,burada yapılan tüm müdahalelere rağmen maalesef kurtarılamayarak vefat etmiştir." açıklaması yapmıştı.

Güloğlu ailesi ile aynı evde yaşayan Bilgeç Köyü Muhtarı Tuncay Yetik, Independent Türkçe’ye konuştu, patlamanın yaşadıkları evin yaklaşık 20 metre yakınında gerçekleştiğini söyledi.

"Bölgede yaşayanlar tedirgin"

1994 yılında boşaltılan köylerine 2004’ten sonra geri dönebildiklerini anlatan Yetik, “Yaşadığımız bölgede hayvancılık ve arıcılık çok yaygın. O zamandan beridir köye gidip geliyoruz ama ilk defa böyle bir olay ile karşılaşıyoruz” dedi.

Yetik, patlayıcı türü hakkında bir bilgilerinin olmadığını belirtti, inceleme ekibinin olay mahallinden parçalar topladıklarını söyledi. 

Köy muhtarı bölgenin patlayıcılardan temizlenmesi çağrısı yaptı:

"Patlamadan sonra bölgede yaşayanlar tedirginlik içerisinde. Çünkü mayin ve bomba benzeri başka patlayıcı maddeler olabilir. Devlet yetkililerinden isteğimiz bölgenin taranıp patlayıcı maddelerden temizlenmesidir."

Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada, çocukların evden çıktıktan 1-2 dakika sonra patlamanın meydana geldiğini söyledi.

“Devlet yaşam alanlarını korumakla görevlidir”

Ailenin sadece iki çocuğu olduğu bilgisini paylaşan Sarıgül, patlayıcını türü ve kimler tarafından konulduğuna dair kendilerinde bir bilgi olmadığını ifade etti.

Ovacık Belediye Başkanı, bölge sakinlerinin yaylalara gittiklerinde benzer olaylarla karşılaştıklarını dile getirdi: 

"Bir olayı çözmek adına ‘şu yasak, buraya gitmeyin” diyorsunuz. Yasaklarla bu işin çözüleceğini düşünmüyorum. Biz devletin yetkilileriyiz ve insanların yaşam alanları ve mekanlarını korumak için varız. Eğer bu yaşam alanları biz kapatacaksak o zaman diğer unsurlardan hiçbir farkımız kalmıyor."

“Coğrafyamızın birçok yerinde mayınlı bölge var ve bunlarla ilgili uyarı levhası yok”

İnsanların yıllardır kendi topraklarında mağdur edildiği yorumunda bulunan Sarıgül coğrafyanın kader olmadığı kanaatinde:

"Bu coğrafya bizim için kader değildir. Savaş içerisinde masum insanlar ve çocuklarımız ölüyor.  Savaşın azaldığı veya bittiği dönemlerde bile savaş artıklarıyla yine çocuklarımız ölüyor. Bu coğrafyanın birçok yerinde mayınlı bölgeler var. Mayınlı bölgelerle ilgili uyarı levhaları olmadığı gibi bilgilendirici bir şeyde yok."

HDP'den açıklama: Patlamanın sorumlularını koşulşuz şartsız kınıyoruz

Hayatını kaybeden çocuklar ile ilgili HDP Genel Merkezi'nden de bugün (17 Temmuz) bir açıklama paylaşıldı.

Örgütlenmeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Alican Önlü imzasıyla paylaşılan yazılı açıklamada "Çocukların ölümüne neden olan bu patlamanın sorumlularını koşulsuz ve şartsız olarak kınıyoruz. Cezasızlık anlayışının bitmesi ve yaşam hakkının tanınması için sorumluların derhal açığa çıkarılması gerekmektedir" ifadesine yer verildi. 

1 Mart 1999'da yürürlüğe giren ve dünyada büyüyen mayın sorununa karşı anti-personel mayınlarının kullanılması, stoklanması, üretilmesi ve transferinin yasaklanması ve imhasını öngören Ottawa Antlaşması'nı Türkiye'nin 2003 yılında imzaladığını anımsatan Önlü, Türkiye'nin sözleşmenin gerekliliklerine uymadığını öne sürdü: 

Türkiye, Ottowa Sözleşmesi’ni 2003 yılında imzalamış ve 2004 yılında da taraf devlet olmuştur. Buna göre Türkiye, 2008 yılı 1 Mart’ına kadar stoklarındaki mayınları imha etme ve 2014 yılına kadar da toprağa döşeli mayınları temizleme, kurbanlara yardım konusunda da gerekli adımları atma yükümlülüğü üstlenmiştir. Ancak Dersim bölgesinde 10 binin üzerinde mayının Türkiye’nin de taraf olduğu Ottova anlaşmasına da aykırı bir şekilde döşendiği ve temizlenmediği resmi kurumlarca kabul edilen bir gerçekliktir. Bu durum aynı zamanda taraf olunan sözleşmelere uyulmadığını ve toplatılmayan mayınlarla Dersim coğrafyasının savaş alanı olarak kullanıldığını göstermektedir.

Öncü, Mayınsız Türkiye Girişimi’nin hazırladığı rapora göre sadece 2009 içinde 23 çocuğin mayınlardan kaynaklı olarak hayatını yitirdiğini belirtti.

"Mayınlı alanlar üzerinde 10 milyon kişi yaşıyor"

Karamayınlarının Yasaklanması Uluslararası Kampanyası Misket Bombaları Koalisyonu’nun araştırma birimi olan Karamayınları İzleme Örgütü MONITOR'ün 2018 raporuna göre Türkiye’de 164 milyon metrekarelik alanda mayın bulunuyor.

Türkiye'de 3 binden fazla teyit edilmiş mayınlı arazi var, 701 bölgede ise mayın olduğundan şüpheleniliyor. 

Mayınlı alanların üzerinde ise yaklaşık 10 milyon kişinin yaşadığı öngörülüyor.

MONITOR'ün raporuna göre toplam 3 bin 520 arazide 1 milyondan fazla mayın bulunuyor.

İmha edilen mayın sayısı 6 arazide toplam 25 bin civarında.

Türkiye’de mayın olduğu bilinen iller Ardahan, Kars, Iğdır, Ağrı, Van, Bitlis, Siirt, Şırnak, Hakkâri, Batman, Mardin, Diyarbakır, Şanlıurfa, Tunceli, Bingöl, Gaziantep ve Hatay.

Independent Türkçe
Bu haber toplam: 3951 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:12:39:11