Zırhlı ölümler en çok Kürtlere

Bölgede devlet gücünün sembolü olarak gösterilen ve her biri milyonlarca TL diğerinde olan bu zırhlı araçlar birer ölüm makinesine dönüşmüş durumda.  Ancak bu ölümler sanılanın aksine çatışmalarda değil trafikte yaşanıyor. 
13.09.2019, Cum - 09:42
Zırhlı ölümler en çok Kürtlere
Haberi Paylaş

Son olay; Diyarbakır'ın Bağlar ilçesi, 5 Nisan Mahallesi Emek Caddesi üzerinde yaşandı. Polise ait zırhlı araç, 6 yaşındaki Efe Tektekin adlı çocuğa çarptı, beyin kanaması geçiren çocuğun dedesi Mehmet Tektekin, 6 Haziran 2018 tarihinde aynı bölgede TOMA'nın çarpması sonucu hayatını kaybetmişti.

İHD Diyarbakır Şubesi’nin yayınladığı "Kürt Bölgelerinde Zırhlı Araç Çarpması Sonucu Meydana Gelen Yaşam Hakkı İhlalleri Araştırma Raporu"na göre 10 yılda (2008-2018) zırhlı araçların karıştığı 63 olayda 16’sı çocuk ve altısı kadın olmak üzere toplam 36 sivil yaşamını yitirirken, 85 kişide yaralandı. 

Diyarbakır’da ise 2016-2018 yılları arasında zırhlı araçların karıştığı altı olayda ise ikisi çocuk toplam 12 sivil yaşamını yitirdi. Yaşanan bu ölümlere karşı ilgili devlet kurumların zırhlı araçlarla ilgili ne tür araştırmalar yaptığı ve hangi önlemler aldığı konusunda kamuoyuna yansıyan bir rapor ya da çalışması yok. Tutuksuz yargılanan zırhlı araç sürücüleri polis ve askerler sembolik sayılabilecek cezaları çarptırılarak, cezaları erteleniyor.

Diyarbakır’da  19 Haziran 2017’de  zırhlı aracın çarptığı otomobilde ölen üç kişi ve bunların taziyesinden otomobilleriyle dönerken aynı şekilde zırhlı aracın altında kalarak yaşamını yitiren beş kişinin ölümü sonrasında yaşananlar trajik ve bir o kadar da düşündürücü. 

Zırhlı araçların öldürdüğü yakınları için adalet arayan Yamankılıç ve Demirbaş ailesinin yaşadıkları, Türkiye’deki yargı sisteminin nasıl işlediğini, cezasızlığın, hak arayan insanların nasıl bir kez daha mağdur edildiğini bütün yönleriyle gözler önüne seriyor.

Her şey, okul karnesini alan ilkokul 4’üncü sınıf öğrencisi Zilan Yamankılıç’ın Ramazan Bayramı için annesi Nesrin Yamankılıç birlikte 19 Haziran’da Diyarbakır’dan Lice ilçesine gitmesiyle başladı. Zilan’ın bulunduğu minibüse karşı yönden gelen polise ait zırhlı midibüs çarptı. Çarpmanın etkisiyle yolun kenarındaki menfeze yuvarlanan araçtaki Zilan annesinin yanında can verdi. Aynı olayda  sivil aracın sürücüsü Remzi Menteşe ve yolcu İlhan Ayaş yaşamını yitirdi. Zilan’ın annesi ve sekiz yolcu da yaralandı. Olaydan sonra Zilan’ın cenazesi morga, yaralı annesi ise hastaneye götürüldü. Olayın nedeni tutanaklara, zırhlı aracın ön lastiğinin patlaması ve şoförün aşırı hız yapması olarak geçti.

Gözaltına alınan zırhlı aracın sürücüsü ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı. Jandarma ve Trafik bilirkişi, zırhlı aracın sürüsü Burhan Kolbaşı’yı olayda 8/8 kusurlu (tam kusurlu) olduğuna dair rapor hazırladı. Adli Tıp Kurumu (ATK) Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi daha önce hazırlanan raporların aksine, olayda aracın “patlayan lastiğinin kusurlu” olduğunu, polisin herhangi bir kusurunun olmadığına dair ilginç bir rapor hazırladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Bilirkişi ise, olayda lastiğin değil, aracın lastiğin patlamasına neden keskin ve sert cismin “kusurlu” olduğunu, polisin ve idarenin bir kusurunun olmadı yönünde rapor düzenledi.

ATK ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin fıkralara konu olabilecek raporlarını dikkate alan Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, olayda zırhlı aracın değil lastiğin patlamasına neden olan yerdeki delici veya kesici cisimlerin “kusurlu” olduğunu ileri sürerek, Yamankılıç ailesinin Diyarbakır Valiliği aleyhine açtığı manevi tazminat davasını reddetti. Mahkeme, valiliğin avukat vekâlet ücreti ve mahkeme masrafı olan 2 bin 745 TL’nin aileden tahsil edilmesine karar verdi. Dosya şu anda İstinaf Mahkemesi’nin raflarında.

Ancak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı,  mahkemenin aksine  bir karara imza attı. Savcılık, zırhlı aracın sürücüsü polis hakkında olaydan iki yıl sonra  “Taksirle birden fazla insanın ölümüne neden olmak” suçundan iki yıldan 15 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı.  Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşması 26 Eylül’de görülecek davada, mahkeme olaya ilişkin bilirkişiden olayla ilgili tekrar rapor istedi.  Benzer bir rapor gelmesi durumunda sanık polisin bu davadan beraat etmesinin yolu da açılabilir.

Olayda ölen Zilan Yamankılıç ve diğer iki sivil için 20 Haziran’da Lice ilçesinde kurulan taziyeye giden Fikri Demirbaş, annesi Zeynel Demirbaş, dayısı Mahmut Öner ve kuzenleri Mevlüt Dağtaş, Abdulhamit Dağtaş ailelerin iftara kalmaları yönündeki ısrarlı taleplerine rağmen Diyarbakır’a dönmeye karar verdi. Seyir halinde otomobil karşı yönden Cobra tipi zırhlı aracın altında kaldı. Aracın ezdiği otomobildeki beş kişi feci şekilde can verdi. Bu kayıtlara, zırhlı araçların bugüne kadar karıştığı olayda en fazla sivilin yaşamını yitirdiği vaka olarak geçti. Zırhlı aracın ezdiği otomobilden zorlukla çıkarılan cenazeler, Diyarbakır’da yan yana defnedildi. Beş kişinin öldüğü bu vahim olaya rağmen zırhlı aracın sürücüsü ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Jandarmanın hazırladığı kaza tespit tutanağına göre aracın ölen sürücü Fikri Demirbaş, şerit ihlali yaptığı iddiasıyla “birinci derece” zırhlı aracın sürücüsü polis Nuh İpek ise hız nedeniyle “ikinci derece” asli kusurlu olarak gösterildi. Ancak olay yerinde zırhlı aracın lastik izlerinin karşı şeritte olması, delillerin eksik toplandığı gerekçesiyle mağdur avukatları rapora itiraz ettir. Olayı bütün yönleriyle açıklığı kavuşturacak ve davanın seyrini değiştirebilecek olan zırhlı aracın kameralarının “bozuk” olduğu ve kayıt yapmadığı ileri sürüldü. Tekrar devreye giren ATK Ankara Grup Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi,  Fikri Demirbaş’ın olayda “asli kusurlu” sürücü olan polisin ise bir “kusuru”nun olmadığı yönünde rapor hazırladı. Mağdur avukatlarının yaptığı itiraz üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi de, Ankara ATK’nin verdiği raporun benzerini düzenledi.

Bu raporlara rağmen Lice Cumhuriyet Başsavcılığı, sanık polis hakkında “birden fazla kişiyi taksirle öldürmek” suçundan fezleke hazırlayarak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdi. Ancak savcılık, Lice’den gönderilen fezlekeyi iptal etti. Savcılık, ATK raporlarında sanık polisin olayda bir kusurunun olmadığı, raporlarda kusurlu olduğunu ileri sürülen Demirbaş’ın da öldüğü gerekçesiyle takipsizlik kararı vererek dosyayı kapattı. Avukatlar karara karşı Diyarbakır Sulh Ceza Hâkimliği’ne yaptığı itirazın sonucunu bekliyor. 

Öte yandan; dosya kapatılıp ve Fikri Demirbaş olayda suçlu bulunduktan  sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü hareket geçti. Demirbaş’ın varislerine ihtarname göndererek, Demirbaş’ı öldüren ve değeri 350 bin Euro olan zırhlı araçta meydana gelen 250 bin euro hasarın olay tarihinden itibaren işlenecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini istedi. Tazminatın ödenmemesi durumunda haklarında dava açılacağı uyarısında bulunuldu. Şu ana kadar parayı ödemeyen aile kendilerine dava açılacağı günü bekliyor. Demirbaş Ailesi, olaydan sonra otoparka çekilen aracın çekici ve otopark masrafları için 2 bin 500 TL para ödemek zorunda kalmış.

Olayda ölen Fikri Demirbaş’ın ailesinin avukatı Velat Bozhan,  ATK’nin hazırladığı raporlar ve savcılığın verdiği takipsizlik kararının eksik ve yeterli bir soruşturma yapılmadan  hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, karşı bütün yasal itiraz yollarına başvuracaklarını vurguluyor. 

Yazının devamı

Ahval
Bu haber toplam: 4312 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:04:32:19