Serdar Temiz: Rojava ve Kelimelerin Gücü

Rojava basitçe, ‘Batı’ demek. Bir siyasi hareket, hükümranlık sürdürdüğü bir toprak parçasına yön ismi vermez. Mesela Güney Kürdistandakiler, Türkiye Kürtlerine, Kurdistanın parçası ve Kuzey Kürdistanlı diye bakar, öyle tarif eder. Kuzeyli demez!.
30.12.2016, Cum - 14:04
Serdar Temiz: Rojava ve Kelimelerin Gücü
Haberi Paylaş

Ajanslara haber düştü, Rojavadakiler artık Kuzey Suriye kelimesini kullanacaklarmış, Rojava demeyeceklermiş. Doğru veya yanlış olabilir bir kaç gün beklemek lazım ancak bu vesile ile  günlerdir düşündüğüm ve kimi arkadaşlara anlattığım konuyu enine boyuna yazmak lazım diye düşünüyorum.

Kelime ve cümlelerin kullanılış biçimi esasında düşüncelerimizin nasıl olduğunu ve nasıl yoğrulduğunu da gösterir. İktidar sahibi kendi dayattığı kelimelerle senin kedini tanımlamanı dahi sağlar. Bunların en barizi İslamofobik kelimesidir mesela. Nedir fobik olmak? Kapalı alan fobin olabilir mesela, senin elinde olan birşey değildir, dışardan olan birşeydir bu. Anti-Semitik dediğinde ise, karşı olanın aktif birşey yaptığını söylersin. Esasında islamofobik diye adlandırılan insanlar ‘anti-islam’ olmalarına ve karşıt birşeyler yapmalarına rağmen sanki kendilerinin elinde değilmiş, bu sadece kendince oluşan bir ‘his, durum’muş gibi pazarlamak için islamofobik derler ve müslümanlar dahi kendilerine düşmanlık yapanları onların tercih ettiği kelimelerle tabir ederler. Bu iktidar sahibinin istediği şeydir.

Bu bağlamda Yunanistanlıların Makedonya isminin kullanılmasına karşı olduğu meseleyi irdelemenizi öneririm. Yunanistanlılar Makedonların kendilerinin atası olduğu için Makedonya adının Üsküpün başkenti olduğu ülke tarafından kullanılmasına karşılar. Yunanistanın baskısı ile BM ancak ‘Makedonyanın eski Yugoslavya Cumhuriyeti ‘ adı ile devleti tanıdı. Öyle ki bayraklarındaki Vergina Güneşinin kaldırılmasını dahi sağladılar çünkü bu yunanlıların atalarının sembölü idi!.

Aynısını ‘Sur İlçesi’ saldırıya uğradığında uygulamıştı baskın medya ve devlet birimleri. Surdaki yıkıma ses çıkaran duyarlı batıdaki arkadaşlarla  ve hatta Kürtlerle dahi test ettim, ‘Sur İlçesi Dıyarbakıra ne kadar uzaktır ’ diye sordum, rakamlar 20 ile 80 km arası değişti.  Sur ilçesi tabirini HDP temcilcileri dahi kullandılar. Oysa Sur denilen yer, esas Dıyarbakır demek, yani Beyoğlu veya Sultanahmet ne ise Sur o. Nasıl ki Beyoğlunda bomba patladığında ‘Beyoğlu İlçesinde bomba patladı’ diye değil, İstanbulda, hatta merkezde patladı diye algılıyorsak, Surdaki evlerin yerle bir edilmesi ile Beyoğlundakilerin yerle bir edilmesinin farkı yok. Ancak sanki şehirden uzakta ufak bir şehirde kümelenmiş bir grup insanla çatışılıyormuş havası vermek için hep Sur ilçesi adı kullanıldı medya tarafından ve Kürt medyası dahi aynı tabiri tekrarladı durdu. Dıyarbakır Merkez demeleri gerekirken!.

Rojava da aynı. Yaşlı Kürtler mesela Bin Xat derler, hani hattın aşağısı manasında kullanırlar Suriye bölgesini. Bu bilinç altında orayı Kürdistan, kendi parçaları olarak tarif etmek ile ilgilidir. Babaannem halen Suriye falan demez, mesela. Rojava ise daha kötü bir kelime, bazı alerjik Türklere ve Araplara göre kullanılması sakıncalı ama oysa tam da hükümran devletlerin istediği sonuçları sağlayan bir durum bu. Rojava basitçe, ‘Batı’ demek. Bir siyasi hareket, hükümranlık sürdürdüğü bir toprak parçasına yön ismi vermez. Mesela Güney Kürdistandakiler, Türkiye Kürtlerine, Kurdistanın parçası ve Kuzey Kürdistanlı diye bakar, öyle tarif eder. Kuzeyli demez!. Bir siyasi hareketin oranın adını Kürdistan koymamak ve dememek için çaba göstermesi ve hadi diyelim başka sebebi yok sadece oradaki azınlıları ‘incitmemek’ için ‘Rojava’ demesi binlerce yıllık tarihe, onlarca tarihi haritaya ve esasında kendi toplumuna haksızlıktır. Kurdistanda her toplumun ve dinin özgür yaşabildiği bir yönetim biçimi kurmak ile Kürtlüğü ve Kürdistanı yok saymak arasında sıradağlar kadar fark var.

Aynı durumu Gerilla ve Peşmerge kelimesinde de görürsünüz. Ciwan Haco’nun Peşmerge parçasına bakarsanız, tarihsel olarak Kürtler için savaşan herkese Peşmerge dediğini görürsünüz, çünkü Kürt Savaşçılarına Kürtçe adınden tercüme, Peşmerge denir, sadece KDPlilere veya KRGlili askerlere Peşmerge denmez.  PKK kendi silahlı elemanları için, İspanyolların Napolyon komutasındaki Fransız Ordusuna karşı mücadele eden savaşçılarının adı olan İspanyolca  ‘guerilla’ dan devşirme  ‘gerilla’ adını kullanmıştır. Kürtlerin İspanyolca bilen sayısının çokluğundan değilse bu, daha kuruluşundan itibaren Kürt savaşçılarının tarihsel bağlamına mesafe koyulduğuna bir işaret olarak görülebilir. Belki bundandır ki, KCK ve PKK saygı ve sevgisini göstermek istediğinde, tercihen  İspanyolca konuşan Latin Amerika gerilla liderlerini seçtiğinde hiç şaşırmamamız gerekir.

Kürtlerin Kürdistan diye adlandırdıkları bölgenin  bölündüğünü zihinlerinde kabul etmedikleri, hat altı ve hat üstü diye tabir ettikleri ve uğruna canlarını feda ettikleri, binlerce farklı türlü bedel ödedikleri ve esasında sahibi oldukları topraklara diğer devletler, pusula kullanmayı öğretir gibi Kuzek Suriye, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Kuzey Irak  diye adlandırırlar. Oysa tarihe ve oradaki topluma saygı  adına Türkiye Kurdistani gibi tabirler de pekala kullanılabilirdi ancak kelimenin gücünü bildiklerinden, ulusal ajandalarına uygun davranmaktadırlar ve bunun kendi içinde bir mantığı vardır ama Kürtlerin kendileri temsil ettiği iddia eden ve bunların hedefe giden manevra olduğu ile kendi Kürt tabanını yatıştıran siyasi hareketin Kürdistan adını kullanmaması çok ilginç bir olaydır.

Kürtlerin esasında kaybettikleri herşeyi fiziki değil ama fikri ve siyasi mücadelede  kaybettiklerini düşünürsek, liderliklerinin ne kadar tarihi bilinçle hareket edip etmediklerini hesaba katmak gerekli.

Ermiş Ozanımız diyebileceğimiz Ciwan Haconun Peşmerge parçasındaki ‘Kürtler birleşin ve devlet olun, yoksa kıyamete kadar köle kalırız’ dediği tavsiyesine kimler uyacak bilemeyiz ancak bu yazı vesilesi ile, Rojava adının artık kullanılmayacağını duyduğumda, hiç şaşırmadığımı belirteyim, çünkü perşembenin gelişi Rojava demekten bellidir.

(Not: Bu makale Serdat Temiz'in sayfasından alınmıştır. Makalenin orjinal sayfası için tıklayın...)

Nerina Azad
Bu haber toplam: 9273 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:10:17:08