ABD'li ulusal güvenlik uzmanı: 'Suriye savaşını kimse kazanamaz, belki Trump hariç'

‘Suriye savaşanı kimse kazanamaz, belki Trump hariç’ başlığıyla yayınlanan makalede, "Askeri açıdan bakıldığında Suriyeliler için bundan daha kötüsü olamazdı. Yıllarca süren savaş hava ve kara kuvvetlerini zaten yok etmişti, geriye kalanı da Türkler tarafından temizlendi" deniliyor.
12.03.2020, Per - 10:08
ABD'li ulusal güvenlik uzmanı: 'Suriye savaşını kimse kazanamaz, belki Trump hariç'
Haberi Paylaş

Dokuz yıldır devam eden Suriye iç savaşında pek çok aktör güç mücadelesinde bulunuyor. Savaşın bitmek tükenmek bitmeyen ve hiçbir tarafın kazanamayacağı bir çatışmaya dönüşme ihtimali de var. 

Konuyla ilgili olarak Amerikan düşünce kuruluşlarından The Heritage Foundation’da ulusal güvenlik uzmanlarından James Jay Carafan tarafından yayınlanan makalede Suriye’nin birçok lider için büyük bir baş ağrısı olacağı, ancak Trump’ın çatışmalara dahil olmayarak avantajlı çıktığı belirtiliyor. 

‘Suriye savaşanı kimse kazanamaz, belki Trump hariç’ başlığıyla yayınlanan makalede, "Askeri açıdan bakıldığında Suriyeliler için bundan daha kötüsü olamazdı. Yıllarca süren savaş hava ve kara kuvvetlerini zaten yok etmişti, geriye kalanı da Türkler tarafından temizlendi" deniliyor.

Suriyelilerin yaklaşık iki mekanize tümeni ile sabit kanatlı uçak ve helikopter gücünü kaybettiği ifade edilen makalede Suriye ordusunun yakın zamanda hiçbir yeri geri alamayacağı ve en önemlisi de beş parasız kaldığının altı çiziliyor. 

Esad’ın şu anda çok zayıf bir diktatör olduğu vurgulanan makalede aynı şekilde Esad’ın müttefiklerinin de ciddi sıkıntılarla karşı karşıya oldukları belirtiliyor

"Yakın müttefiklerinden de hiçbiri onun bıraktığı boşluğu doldurmak istiyor gibi görünmüyor. Hizbullah’ın kendi problemleri var; Milis sayısı azaldı ve örgütün Lübnan’daki ana topraklarında da pek çok sorunu bulunuyor. Bu arada İran İslam Devrim Muhafızları da İsrail’in amansız hava saldırılarından dolayı önemli bir darbe yedi."

Putin’in bile Suriye’de bir küller imparatorluğu inşa ettiğini görebileceği belirtilen makalede, "Evet, Moskova Şam’daki uzun süreli etkisini güçlendirdi ve Suriye limanlarını Akdeniz’deki Rus güç planları için hayati bir hale getirdi. Ancak yine de Putin başladığından çok az fazlasına sahip ve o da molozlarla kaplı" ifadesi yer alıyor. 

Makalede şu ana kadar İslamcı aşırıların kaotik durumu halifeliğin yeniden dirilişine tahvil edemedikleri ve yakın bir zamanda bunu başarabileceklerine dair herhangi bir işaretin olmadığı da öne sürülüyor. 

Türkiye’nin havada ve karada kontrolü elinde tutuyor gibi göründüğü, Rusya’nın ise ya gelişmelerle çok ilgilenmediği ya da bu durumla mücadele edebilecek kapasitede olmadığı vurgulanan makalede, bundan dolayı da Putin’in geçtiğimiz hafta bir ateşkese aracılık ettiği ifade ediliyor. 

Diğer yandan Ankara’nın ise ellerinin dolu olduğu belirtilen makalede şu ifadeler kullanılıyor:

"Suriye, Libya ve Kıbrıs’daki toslaşmalardan Yunanistan’la yaşanan yeni mülteci krizine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı meşgul edecek oldukça konu var. 

Türkiye kendisini, Rusya, İran, ABD, NATO ve Avrupa Birliği arasında jeopolitik jimnastik eylemi olarak adlandırılabilecek bir denge unsuru olarak buldu, bu da Erdoğan’a çok fazla manevra alanı bırakmıyor. Erdoğan devrilmeden aynı yolda uzun süre ayakta kalamaz.

Sonuç olarak Türkiye’nin kendi başına çözmesi gereken çok da büyük bir sorun yok. Aynı şekilde tamamen Ankara’nın çıkarına olabilecek bir sonuç doğuracak küçük manevraların bir kombinasyonu da yok."

Türkiye’nin muhtemelen birçok sorunun çözümünün parçası olacağı aktarılan makalede şu tespitler de yapılıyor:

"Kendi kaderini tek başına yazması ve Büyük Ortadoğu’daki çatışmalara çözüm bulmaya gelince karar verici şef durumunda olması ihtimal dahilinde değil. 

Bu da ABD’yi tüm kötü oyuncular arasında oturma durumunda bırakmıyor. Biz hala IŞİD karşıtı operasyonlar için Suriye’de küçük birlikler bıraktık, ancak kimsenin onlarla karşı karşıya gelmek isteyeceği mümkün görünmüyor."

Makaleye göre teröristlerin izini sürmeye ek olarak ABD, Suriye’deki problemlerin Irak’a yayılmasına ve bu ülkeyi istikrarsızlaştırmasına engel olmaya da çalışıyor. Irak’ta varlığını koruyabildiği sürece Washington’ın bu çabaları sürdürmeye ve İran’ı baskı altında tutma ve izole etmeyi sürdüreceği de vurgulanan makalenin sonunda şu ifadeler kullanılıyor: Kısacası Suriye pek çok dünya lider için büyük bir baş ağrısı iken Trump’ın pek çoğundan daha mutlu olması gerekiyor. İstikrarlı bir Ortadoğu ABD için çok önemlidir. İstikrarı tehdit eden üç konu; aşırılar, teröristler ve İran. Şu anda ABD’nin varlığı tüm bunları kontrol altında tutmaya yeter gibi görünüyor. 

Ahval
Bu haber toplam: 7547 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:04:04:56