‘Rusya; Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında üçlü bir görüşmeye öncülük edebilir mi?’

Türkiye’nin Rojava'ya yönelik askerî harekâtına karşılık Esad yönetiminin ana omurgasını YPG’nin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (DSG) ile anlaşmaya varması ve bu kapsamda Suriye ordusunun Menbiç ve Kobani’ye girmesi Ankara’nın bölgedeki planlarını bozdu. ABD’nin harekât nedeniyle askerlerini Suriye’den çekmesi ve Rusya’nın Kürtler ile Esad yönetimi arasında arabulucu olmasıyla bölgede daha da artan rolüyle Suriye’de yeniden dengeler değişiyor.
17.10.2019, Per - 12:48
‘Rusya; Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında üçlü bir görüşmeye öncülük edebilir mi?’
Haberi Paylaş

Bu süreçte gündeme gelen bir diğer önemli konu ise Rusya’nın açıkladığı Türkiye ve Suriye yönetimi arasında görüşmelerin başlaması. Ancak bu konuda taraflardan gelen bir açıklama söz konusu değil.

Bölgeyi yakından takip eden gazeteci Fehim Taştekin bugünkü yazısında Türkiye’nin Suriye’deki hesaplarının bozulduğuna dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerikan askerlerinin çekilirken yerlerini Türkiye’ye bırakacağı hesabını yaptığını ifade eden Taştekin “Boşalan üslere Rusya ve Suriye ordusu yerleşiyor. Aynı şekilde Erdoğan, Kürt-Şam diyaloğunun sonuç vermesi üzerine Putin’le olan özel diyaloğunu kullanarak Suriye ordusunun Menbic ve Kobani gibi yerlere girmemesini temin etmeye çalıştı. Amerikalılar çekilirken Menbic’te kent merkezine Rus askeri polisi, çevresine Suriye ordusu konuşlandı. Secur nehri kıyısına yığılmış İslam Ordusu gibi vekil güçlerin salvoları da sonuç vermedi” diyor.

Taştekin, Erdoğan’ın iki yıldır Menbiç’e girmek için tehditler eşliğinde ABD ile müzakare ettiğini ancak değişen tabloda Suriye ordusunun kente girmesiyle pozisyonunun “Menbic’e rejimin girmesi benim için çok çok olumsuz değil. Niye? Sonunda bunların kendi topraklarıdır” noktasına geldiğine dikkat çekiyor.

Erdoğan’ın 14 Ekim’de “Kobani’de sıkıntı olmayacağa benziyor” demesinden 36 saat sonra “Kobani’ye saldırmak gibi bir hedefimiz yok” diyerek elindeki haritaya bir çizik daha attığını belirtiyor Taştekin.

Taştekin “Kuşkusuz Türkiye’nin askeri müdahalesi, Amerikan güçlerinin çıkışını hızlandırması, Suriye ordusunun tekrar bölgeye intikal etmesi, Kürtlerin elinin zayıflaması ve özerklik projesinin tehlikeye girmesi bakımından Suriye devletinin hanesine yazılan kazanımlardır. Suriye lideri Beşşar el Esad için bu, 2011’den beri Türkiye’nin yapıp ettiklerine karşılık küçük bir diyet sayılır” değerlendirmesinde bulunuyor.
Rusya’nın bundan sonra sahada Kürtlerin zor durumunu ve Türkiye’nin çıkmazını kullanarak vaziyeti yeni bir dengeye taşıyacağını belirten Taştekin “O dengede muhtemel senaryo, taraflara mutlak zafer ya da yıkıcı hezimet duygusu yaşatmadan Amerika’yı tamamen oyun dışı bırakacak ve Suriye devletini selamete taşıyacak ihtiyatlı bir çizgi izleyecektir. Muhtemelen Türk askerî varlığını şimdilik Tel Ebyad (Grê Sipî) ve Ras’ul Ayn (Serekaniye) ile sınırlandırıp müzakerelere dönülmesini önceleyeceklerdir” diyor.

Kürtlerle müzakerenin Türkiye’nin kırmızı çizgisi olduğunu belirten Taştekin, Rusya’nın Kürtlerle Suriye devleti arasında uyumlu bir ortaklık yakalaması durumunda sıranın diğer hamlelere geleceğini ifade ediyor:

"– İdlib’deki cihatçı bakiyeyi temizleyecek operasyona SDG’nin de katılması gündemde. Kürtler böylesi bir ortaklığı Afrin’in kurtarılması ve özerkliğin garanti edilmesi şartına bağlıyor.
– İkincisi Adana Mutabakatı’nı kullanarak Türk askeri varlığının sınır hatlarına doğru geriletilmesi."

“Süreç ABD’de Amerikan askeri varlığının korunması konusundaki artan baskıya Trump’ın direnip direnmeyeceğine, Türk-Amerikan cephesindeki gerilimin istikametine, Şam’ın Kürtlerin talepleri konusundaki esnekliğine, bu arada Ankara’nın Kürtlerle diyaloğu sabote etmek için Şam’la doğrudan diyaloğa geçip geçmeyeceğine bağlı” diyen Taştekin, şöyle devam ediyor:

“Türkiye, ABD’nin arabuluculuğunda Türk-Kürt diyaloğuna mevcut pozisyonuyla kapalı. Rusların Şam-Ankara köprüsünün yeniden kurulması teklifine ise göz kırpılıyor. Burada kışkırtıcı faktör Kürtlerin Şam’la teması. İddiayı büyüterek soralım: Ruslar; Türkiye, Suriye ve Kürtler arasında üçlü bir diyalog mekanizmasına öncülük edebilir mi? Müşterek Hareket Merkezi kurulurken Türkiye ve ABD arasındaki masada Kürtler görünmez üçüncü koltuktaydı. Zor ama ‘Zinhar olmaz’ demek de zor.”

Yazının tamamına buradan ulaşabilirsiniz

Nerina Azad
Bu haber toplam: 8975 kişi tarafından görüldü.
Son Güncellenme:13:07:12